, 27.04.2016

ÇEVRE TERIMLERI SÖZLÜGÜ 2

ABS 1. Alkil benzen sulfonat: deterjanlara eklenen, biyo- bozulmaya dirençli, kararli bir yüzey aktif madde. 2. Akrilonitril-butadien-stiren (bir tür plastik madde).

ACI SU [ Brackish ] Hafif tuzlu su.

AÇIGA ÇÖP DÖKME [ Open dumping ] Atiklarin rahatsiz edici kokulara, su, toprak ve hava kirliligine yol açacak biçimde alanlara dökülmesi.

AÇIK ALAN [ Open space ] Ya imar görmemis ya da konutlardan ve diger yapilardan nispeten arinmis toprak parçasi; insanin faaliyet gösterdigi çevrenin karsiti olan arazi de bu kavrama dahildir.

AÇIK BOSALTIM [ Outfall ] Islem görmüs ya da görmemis atik suyu ya da diger sivi atiklari dogrudan dogruya alici ortama ileten tasiyici ya da boru hatti. AÇIK MADEN OCAGI ISLETMECILIGI [ Open-cast mining= Strip mining ] Kömürün ya da diger madenlerin sig derinliklerden topragin ve kayanin üst katmani kaldirilarak çikarilmasi. Yüzey madenciligi olarak da adlandirilir.

AÇIK YAKMA [ Open burning ] Atik miktarini (hacmini) azaltmak amaciyla çöplük alanlarinda yakilmasi islemi.

ADIYABITIK SAPMA ORANI [ Adiabatic lapse rate ] Yüksekligin artmasi ile baglantili olarak isidaki düsme (sapma) orani.

ADSORPSIYON [ Adsorption ] Moleküllerin kati yüzeylere tutunmasi.

AEROBIK [ Aerobic ] Serbest oksijenin varliginda yasayan ya da aktif olabilen organizma; suda çözünmüs oksijenin oksitleyici olarak hareket ettigi durum. AEROBIK AYRISMA [ Aerobic decomposition ] Havali kosullarda faaliyet gösteren mikroorganizmalar veya mantarlarin organik maddeleri ayristirmalari. AEROSOL [ Aerosol ] Havada asili parçacik biçiminde madde: sivi maddeleri püskürten basinçli kap.

AFET ALANLARI [ Hazardous areas ] Deprem, heyelan, çig, orman yangini ve taskin gibi dogal afetlere yatkin alanlar.

AGIR METALLER [ Heavy metals ] Kursun, civa, çinko vb. gibi çevre açisindan tehlikeli nitelik tasiyan metaller.

AGIRLIKSAL AKIS [ Gravity flow ] Asinmayi ve asiri basinci önleyecek azami hizda kesintisiz akisa olanak saglamak amaciyla belirli bir asgari egimle yerlestirilmis borulara sahip aritma ve su saglama sistemindeki sivi akisi.

AI [ Active ingredient ] Aktif bilesen.

AKISKAN ATIK [ Fluidized bed ] Içinden hava ya da bir gaz üflenen ince parçaciklardan olusan kati madde yatagi. Üflenen hava ya da gazin denetimi kati maddenin bir sivi gibi davranmasina yöneliktir.

AKISKAN YATAK YANMASI [ Fluidized bed combustion ] Sivi yakit ya da küçük kömürün sivilastirilmis yatakta yakilmasi. Bu süreç daha düsük isida yanmanin olusmasini sagladigindan, daha az miktarda nitrojen oksit üretimine yol açtigi gibi, sürece kireçtasi ilavesi ile de kükürt oksitlerin yatak izinde olusmayarak atmosfere atilmasi olanagini ortadan kaldirir.

AKISKANLIK (KIVAM) [ Viscosity ] Sivinin akis hizini belirleyen özelligi.

AKIFER [ Aquifer ] Suyun çok uzak mesafelere gitmesini saglayan, yer alti sularini pinarlara ve kuyulara ileten gözenekli toprak ya da jeolojik olusum. AKTIF ÇAMUR SÜRECE [ Activated sludge process ] Atik su aritma tesislerinde kullanilan, aerobik biyolojik aritma süreci.

AKTIF KARBON [ Activated carbon ] endüstriyel baca gazlarindan kaynaklanan kokularin ve zehirli maddelerin giderilmesine yönelik adsorbsiyon sürecinde kullanilan madde.

AKUSTIK ÇEVRE [ Acoustical environment ] Belli bir ses kaynagini kusatan çevre.

ALBEDO [ Albedo ] Yeryüzünün günes isigini yansitma yüzdesi. Havadan alinan bir örnekteki katilarin yansitici niteligiyle ilgili bir ölçü. ALÇAK ARAZILER [ Bottom lands ] Bir akarsi kanalina bitisik ve ondan biraz yüksek arazi.

ALD [ Approximate lethal dose ] Yaklasik öldürücü doz.

ALDRIN [ Aldrin ] Özellikle DDT'ye dirençli zararlilara karsi etkili olan, klorlu hidrokarbon pestisit.

ALERJI YAPICILAR [ Allergenics ] Alerjiye yol açan maddeler.

ALFA RADYASYON [ Alpha radiation ] Nispeten düsük bir nüfuz gücüne sahip radyasyon. Bk. Beta radyasyon, Gamma radyasyon.

ALICI [ Receptor ] Kirlilikten dolayi belirli risklere maruz bulunan canli ya da cansiz nesne.

ALICI SULAR [ Receiving waters ] Islemden geçirdikten sonra sivi ya da kati kirleticilerin içine bosaltildigi su olusumlari.

ALINTI [ Borrow ] Bir baska alanda dolgu malzemesi olarak kullanilmak üzere bir yerden (alandan) kazilip alinan malzeme.

ALISMA [ Acclimatization ] Canli bir organizmanin yeni bir çevreye alisma ya da o çevreye dayanikli hale gelme süreci.

AMONYAK [ Ammonia ] Endüstriyel süreçlerde ve gübre üretiminde kullanilan zehirli, tahris edici gaz.

AMONYAKLAMA [ Ammonification ] nitratlarin ve nitritlerin bakterilerce amonyum bilesiklerine indirgenmesi.

AMONYAKLAYICI BAKTERILER [ Ammonifying bacteria ] Atik sularda veya kati atiklarda amonyak açiga çikaran bakteriler.

ANA KANAL [ Main sewer ] Büyük bir bölge için kollektör islevi gören lagim kanali.

ANAEROBIK [ Anaerobic ] Serbest oksijenin bulunmadigi kosullarda yasama ve büyüme yetenegine sahip organizma; serbest oksijenin bulunmadigi kosullar.

ANAEROBIK AYRISMA [ Anaerobic decomposition ] Havanin bulunmadigi kosullarda faaliyet gösteren mikroorganizmalarin organik maddeleri ayristirmasi.

ANAEROBIK ÇÜRÜME [ Anaerobic digestion ] Organik yükü yüksek atik suyun havasiz kosullarda aritilmasi süreci. Tarim topraginda kullanilmasini saglamak için bazi organik atiklarin pis kokusunun giderilmesi süreci.

ANC [ Acid-neutralizing capacity ] Asit etkisizlestirme kapasitesi.

ANHIDRIK [ Anhydrous ] Suzus.

ANOKSIYA [ Anoxia ] Oksijen yetersizligi.

ANTAGONISTIK ETKI [ Antagonistic effect ] Ters sinerjistik etki. Bileskenin birimlerinin herbirine göre daha az etkili olmasi.

ANTIMIKROBIYAL [ Antimicrobial ] Mikrobiyal büyümeyi önleyen kimyasal ya da biyolojik maddeler.

AOM [ Active organic matter] Aktif organik madde

ARITMA [ Treatment ] Atik su veya gazlarin kirleticilerden temizlenmesi islemlerinin tümü.

ARL [ Annual release limit ] Yillik bosaltma siniri.

ARTMA [ Accretion ] Cansiz maddenin dis yüzeyine dogal etkilerle çesitli maddelerin eklenmesiyle olusan büyüme süreci.

ASBEST KIRLILIGI [ Asbestos pollution ] Çimento sanayiinden ve otomobillerdeki fren balatalarinin asinmasindan kaynaklanan emisyonlarin yol açtigi asbest kaynakli hava kirliligi.

ASIDOFILIK [ Acidophilic ] Asitte ya da asitli kosullarda yasayan.

ASIT TORTULLANMASI [ Acid deposition ] Normal düzeylerden daha fazla asidite tasiyan yagisla toprak veya yüzey sularinda pH azalmasi ve asitlesme. 

 ASIT YAGMURU [ Acid rain ] Esas olarak sanayi tesislerinden, konutlarin isitilmasindan ve otomobillerden kaynaklanan, sülfür ve azot oksitleri içeren su buhari emisyonlarinin yol açtigi asit çökelmesi.

ASITLENME [ Acidification ] Topragin ve suyun asitli emisyonlarla kirlenmesi.

ASITLI TEMIZLEYICI [ Acid pickles ] Metal yüzeyleri temizlemek için kullanilan endüstriyel atik su.

ASITLILIK PROFILI [ Aciditiy profile ] Belirli bir yerdeki degisen asitlilik düzeylerinin, geçmis egilimleri de gösteren kayidi.

ASKIDA KATI MADDE [ SS =Suspended solids ] Suda ve lagim suyunda bulunan, yaklasik 1 mikron büyüklügünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katilari ifade etmek için kullanilan terim.

ASINMA [ Abrasion ] Yüzeylerin çesitli nedenlerle asinmasi.

ASINMA (PASLANMA) [ Corrosion ] Genellikle kimyasal etkiyle, bir maddede zamanla olusan yipranma. Asinmaya yol açan etki maddeleri içinde en çok bilinenleri sülfür oksitleri ve klor, fluor vb. bilesikleridir.

ATIGIN YENIDEN ISLENMESI [ Waste recycling ] Yeniden kullanmak amaciyla atik maddelerin toplanmasi ve isleme tabi tutulmasi; kagidin, camin, alüminyumun ve plastigin yeniden islenmesi gibi.

ATIK [ Waste ] Çevrede baskalasmaya yol açacak miktarda çevreye bosaltilan, sivi, kati, gaz ya da radyoaktif istenmeyen her tür madde.

ATIK GÖMME [ Landfill ] Atigin toprak katmanlari arasina gömülmesinden ibaret, kati, atik tasfiyesinin en yaygin yöntemi; Atiklarin gömüldügü çukur.

ATIK ISISI [ Waste heat ] Özellikle nükleer enerji santrallerince çevreye birakilan kullanilmamis isi.

ATIK KOLU [ Waste stream ] Çevreye bosaltilan ve isleme tabi tutulmasi gereken sivi ve kati atiklarin miktari.

ATIK ÖZÜMLEMESI [ Waste assimilation ] Dogal bir kaynagin bosaltilan atiklari özümleyerek kendi kendisini temizleyebilmesi.

ATIK SU [ Waste water ] Konutlarin pis su ve lagim sularindan, endüstriyel sivi atiklardan ve sel sularindan kaynaklanan sivi atik.

ATIK SU YÖNETIMI [ Waste water management ] Insan sagligini ve çevreyi korumak amaciyla, atik suyun izlenmesi, islenmesi ve tasfiyesiyle ile ilgili sistemler gelistirilmesi ve uygulanmasi.

ATIK TASINMASI [ Handling ] Sivi ve kati atiklarin toplanmasi ve nakli.

ATIK YAKIMI [ Incineration ] Yanabilen atiklarin denetimli biçimde yakilarak zararsiz bir kalinti haline getirilmesi islemi. Atik hacmi bu yolla yüzde 80-90 azalmis olur.

ATIK YÜKÜ TAHSISI ÇALISMASI [ Waste load allocation study ] Bir akarsuya bosaltilabilecek, özümsenebilir toplam azami günlük atik yükünü belirlemek için yapilan çalisma.

ATMOSFER KIRLILIGI [ Atmospheric pollution ] temelde insan faaliyetlerinin sonucu olarak, dogrudan dogruya atmosfere verilen ya da atmosferde kimyasal tepkimeler sonucu olusan gaz ve partikül maddelerin yol açtigi kirlilik orani.

ATMOSFER BULANIKLIGI (TOZLULUGU) [ Atmospheric turbidity; dustiness ] Belli bir yerin havasindaki yogunlasmis toz parçaciklari.

ATMOSFERIK SAPMA ORANI [ Atmospheric lapse rate ] Atmosferin alt tabasinda yüksekligin artmasi ile olusan isi düsmesi orani.

ATOM ENERJISI [ Atom energy ] Nükleer tepkime sirasinda serbest kalan enerji. Nükleer enerji.

ATOMIK SOGURMA SPEKTROGRAFISI [ AAS=Atomic absorption spectrography ] Bir sivi karisimindaki metal miktarlarini saptayan analiz yöntemi. AYRISTIRICILAR [ Decomposers ] Biyolojik bozulma yaratan, bakteriler ve mantarlar gibi ayristirici organizmalar.

AZALTMA [ Abatement ] Kirlilik düzeyini düsürmek için uygulanan yöntem.

AZAMI TALEP DÖNEMI [ Peak demand period ] Bir kamu kurulusunun ya da topluluga hizmet veren her hangi bir sistemin en fazla hizmet talebiyle karsilastigi dönem.

AZAMILESTIRME [ Maximization ] Atik olusturmadan kaçinma, buna karsilik kaynaklardan gerçeklestirilen üretimin niceligini ve niteligini arttirma çalismalarini içeren koruma önlemi.

AZGELISMIS ALAN [ Depressed area ] Ekonomik ve fiziksel gerileme gösteren bölge.

AZOT DÖNGÜSÜ [ Nitrogen cycle ] Atmosferdeki azotun bitkiler tarafindan özümlenmesi, sonra topraktan geçerek atmosfere dönmesi süreci. Azot, proteinlerin önemli bir bilesenidir ve bu nedenle hem bitkiler hem de hayvanlar için gereklidir.

AZOT OKSIT [ Nitric oxide ] Yanmadan olusan, havaya birakilinca zehirli hale gelen kirletici madde.

BACA ATIKLARI [ Stack effluents ] Sanayi bacalarindan yayilan gazlar ve asili parçaciklar.

BACA DUMANI [ Plume ] Bacadan çikan degisik biçimlerde atmosfere dagilan gözle görülebilir duman emisyonu.

BACA ETKISI [ Chimney effect ] Isidaki degismenin gazlarda yol açtigi yukariya yönelik hareket.

BACA GAZI [ Flue gas ] Yanmadan sonra bacalardan çikan ve azot oksitleri, karbon oksitleri, su buhari, sülfür oksitleri, parçaciklar ve birçok kimyasal kirletici madde içeren duman.

BACA GAZI KÜKÜRTÜNÜN GIDERILMESI [ Flue gas desulfurization ] Bir çok yöntem kullanilmaktadir. En yaygini gazlarin kireçtasi çözeltisi ile yikandigi ve olusan çamurun ayrilarak bazi durumlarda içindeki kükürtü kazanmak üzere yeniden isleme tabi tutuldugu kireçtasi/alçitasi sürecidir.

BAHÇELI KENT [ Garden city ] Baslica özellikleri bitisik yapi düzeni ve çevresinde yesil kusak olan kent imari.

BAKIR BÖLGELER [ Wilderness ] Insan yerlesimlerinin yada uygarliklarinin ulasmadigi topraklar. Karalarin üçte birinden fazlasi hala bakir bölgedir ve bunlarinen genisleri Grönland ve Antartika' da bulunmaktadir.

BAKTERI [ Bacteria ] Klorofilsiz, tek hücreli yada ipliksi mikroorganizma; bakteri havada, toprakta ve denizde ayrisan maddede olustugu ve bozunma sürecine yardimci oldugu için kirlilik kontrolü açisindan büyük önem tasir.

BALIK KATLIAMI [ Fish kill ] Büyük miktarda baligin topluca imhasi.

BALYALAMA [ Bailing ] Çöpü sikistirarak kati, yüksek yogunlukta bloklar haline getirme süreci.

BANKET [ Berm ] Egimli bir yüzeyden gelen drenaji stabilize etmeye yada denetlemeye yardimci olan, insan yapimi taraça.

BARAJ [ Dam ] Suyun dogal akisina engel olusturarak bir nehrin yada akarsuyun akis yönünü denetlemeye yönelik duvar, kiyi yada baska tür bir yapi. BARIYER [ Barrier ] Biyotanin göçme yada günlük hareketini engelleyen etken.

BAT [ Best available tecnology ] En iyi kullanilabilir teknoloji.

BATAKLIGIMSI ALAN [ Bog ] Yogun ötrofikasyon sonucu su kaynakla rinin zengin organik birikintilerle kaplanarak olusturdugu alan.

BATAKLIK GAZI [ Marsh gas ] Batakliklarda ve turbaliklarda olusan gaz ( esas olarak metan ).

BATAKLIKLAR [ Marshes ] En azindan bellli bir süre haliç ve kiyi sulariyla kaplanan kara-su alanlari.

BATIRMA [ Sinking] Petrol döküntülerini denetleme islemi; bu islem, kum, tebesir, islenmis uçucu kül, çimento tozu vb. kullanilarak petrolün fiziksel olarak batirilmasi ile gerçeklestirilir.

BATYAL [ Bathyal ] Göllerin ve okyanuslarin en derin tabakasiyla ilgili.

BDL [ Below detection limit ] Saptama sinirinin altinda.

BEKLETME HAVZASI [ Detention basin ] Taskini önlemek için sel suyunu denetimli biçimde tutup birakmaya yönelik havuz yada depo.

BEKLETME SÜRESI [ Detention period ] Birim hacimdeki bir sivi yada gazin akis sürecinde bir tank yada odada tutulma ortalama süresi.

BELEDI KATI ATIK [ Municipal solid waste ] Kentsel alanlardaki konut ve isyerlerinin, lagim çamurunun da dahil oldugu, kati atiklari.

BELIRTEÇ ( INDIKATÖR ) TÜRLER [ Indicator species ] Bir ekosistemde, küçük çevresel degisimlere özellikle duyarli olmasi itibariyle, çevre kosullari konusunda bilgi saglayan ve çevresel tehlikelerle ilgili erken uyarilarda bulunan türler. Bunun bir örnegi denizmaruludur; deniz marulunun su içinde yogun olarak büyümesi bir ötrofikasyon süreci belirtisidir.

BENTOS [ Benhtos ] Deniz dibi bölgesinde yasayan yada burada olusmus hayvan ve bitki yasami.

BENZEN [ Benzene ] Kanser yapan endüstriyel çözücü.

BENZESIM; SIMULASYON [ Simulation ] Dogal bir sürecin laboratuvar kosullarinda yada bilgisayar modeli kullanilarak sinanmasi.

BENZIPIREN Kömür ve sigara dumaninda bulunan kanser yapici bir hidrokarbon.

BPEO [ Best practicable environmental option ] En kullanisli çevresel seçenek. BERILYUM [ Beryllium ) Insanlar üzerinde zararli etkilere sahip metalik bir eleman. BESIN AGI [ Food web ] Karsilikli baglanti içindeki besin zincirleri dizis

i. BESIN BÜTÇESI [ Nutrient budget ] Belli bir yasayan sistem açisindan, alinan yada kaybedilen gerekli mineral besinlerin miktarlarini belirlemeye yönelik tahmin.

BESIN GIDERME [ Nutrient stripping ] Alici sularda ötrofikasyonu yavaslatmak amaciyla yada atik suyun yeniden kullanilabilmesi için uygulanan üçüncü derece aritma

BESIN ZINCIRI [ Food chain ] Her halkanin bir öncekinden beslendigi ve enerji sagladigi, buna karsilik bir sonrakine besin be enerji aktardigi organizmalar zinciri.

BESIN ZINCIRI BASAMAGI [ Trophic level ] Bir hayvanin besin zincirindeki yeri. BESINLER [ Nutrients ] Bitkilerin ve hayvanlarin büyümesi için gerekli maddeler.

BETA RADYASYONU [ Beta radiation ] Yüksek hizda negatif elektron radyasyonu.

BEZ FILTRE [ Fabric filter ] Endüstrüyel emisyonlardan kaynaklanan tozu ve parçaçiklari tutan, evlerdeki elektrikli süpürge torbasina benzer, kumastan yapilma aygit.

BIDON [ Skip ] Büyük atik haznesi, konteyner.

BINA BAGLANTISI [ House connection ] Atik suyu bir binadan sokaga yerlestirilmis hatta ileten pis su borulari için kullanilan terim.

BIRIM MÜLKIYETI [ Condominium ] Çok birimli yapida bireysel mülkiyet.

BIRINCIL HAVA KIRLETICILER [ Primary air pollutants ] Atmosfere dogrudan verilen hava kirleticileri.

BIRINCIL ISLEM [ Primary treatment ] Islenmemis lagim suyunun aritmanin en yaygin biçimi: kaba ve kati maddelerin ayrildigi ön islem.

BIRLESIK ÜRETIM [ Cogeneration ] Elektrik üretiminde olusan atik isinin isitmada, sogutmada ve atik su aritiminda kullanilmasi.

BIRLESIK ISI VE GÜÇ [ CHP= Combined heat and power ] Elektrik ve isinin birlikte üretimi. Terim, atik isi yada hava kullanan santraller içinde kullanilir. BIRLESIK KANALIZASYON [ Combined sewer ] Atik suyun ve sel suyunun toplanmasina yarayan tek bir kanalizasyon sistemi.

BIRLESIK TASFIYE [ Codisposal ] Genellikle yanma gerektiren entegre bir islem yoluyla lagim çukurunun ve kati atiklarin birlikte tasfiyesi yöntemi. BIRLESIK ZARARLI ORGANIZMA DENETIMI [ Integrated pest management ] Zararli organizmalarin yayilmasini biyolojik, kültürel ve kimyasal yaklasimlari birlestirerek denetleme yöntemi. Özellikle, en azindan bir kimyasal ilaca karsi direnç kazanmis organizmalarla mücadelede kullanilir.

BITKI ÖLDÜRÜCÜ [ Herbicide ] Zararli ot öldürücü ve yaprak dökücü olarak kullanilan kimyasal madde.

BIYOAKÜMÜLASYON [ Bioaccumulation ] Biyoyogunlasma.

BIYOBOZULMAYA UGRAMAZ [ Nonbiodegradable ] Bakterilerin ayristiramadigi organik madde.

BIYODENEME [ Bioassay ] Potansiyel olarak zehirli bilesiklerin niteliginin ve gücünün, standart test organizmalariyla etkilesimlerini gözleme yoluyla laboratuvar kosullarinda denenmesi.

BIYOENERJETIK [ Bioenergetics ] Bitkilerle hayvanlar, bitkilerle bitkiler hayvanlarla hayvanlar arasindaki enerji aktariminin incelenmesi.

BIYOIZLEM [ Biomonitoring ] Potansiyel olarak zararli bir durumda bitki ve hayvan yasamindaki farklilasmalari degerlendirmek amaciyla dogal bir ortamin biyolojik konumundaki degisikliklerin izlenmesi.

BIYOJEOKIMYASAL DÖNGÜ [ Biogeochemical cycling ] Kimyasal elemanlarin fiziksel çevre ile organizmalar arasindaki döngüsü.

BIYOKIMYASAL OKSIJEN IHTIYACI [ BOD = Biochemical oxygen demand ] Organik kirliligin bir ölçüsü olarak kullanilan ifade. Bir su veya atik sudaki organik maddelerin biyokimyasal süreçlerle tam ayrismalari için bu islemi yapan mikroorganizmalarin, suyun birim hacimi basina gereksinim duyduklari oksijen miktari. Evsel atik su isleme süreçlerinin etkinligini ölçmede de kullanilir.

BIYOKÜTLE [ Biomass ] Belli bir alan yada hacimdeki canli organizmalarin toplam kütlesi yada miktari.

BIYOKÜTLE ENERJISI [ Biomass energy ] Bir biyokütledeki organik atiklar, bitkiler yada agaç gibi organik maddelerden üretilen enerji.

BIYOLOJIK ARITMA [ Biological treatment ] Atik suyun mikroorganizmalar kullanilarak aritilmasi.

BIYOLOJIK BÜYÜME (YÜKSELME ) [ Biological magnification ] Besin zincirinin ardisik düzeylerinde, maddelerin artan miktarlarda birikmesi.

BIYOLOJIK ÇESITLILIK [ Biological diversity ] Organizmalarin çesitlerinin alan yada hacim birimi basina sayisi; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bilesimi.

BIYOLOJIK DENGE [ Biological balance ] Hayvanlarla bitkiler, bitkilerle bitkiler ve hayvanlarla hayvanlar arasindaki denge.

BIYOLOJIK POTANSIYEL [ Biotic potential ] Bir organizmanin varligini sürdürme ve üreme yetenegi.

BIYOLOJIK KALKAN [ Biological shield ] Bir nükleer reaktörün personelini ve çevresini korumak amaciyla, nötronlari ve gamma radyasyonu absorbe etmek (sogurmak) için nükleer reaktörün merkezi etrafinda insa edilen koruyucu kalkan yada kalin beton duvar.

BIYOLOJIK YAG DÖKÜNTÜ DENETIMI [ Biological oil spill control ] Sudaki yag tabakalarini ayristirmak için bakteri kültürlerinin kullanilmasi islemi.

BIYOM [ Biome ] Belli bir dogal ortam ve iklimdeki bütün canli organizmalardan olusan karmasik topluluk.

BIYOMETRI [ Biometry ] Biyolojik sorunlarin incelenmesinde istatistik yöntemlerin uygulanmasi.

BIYOSFER [ Biosphere ] Gezegenimizin ve atmosferinin yasam kaynagi bütün bölümlerini içeren alan.

BIYOSIDLER [ Biocides ] Organizmalari öldürme yetenegine sahip kimyasal maddeler; sterilize ediciler.

BIYOTA [ Biota ] Belirli bir bölgede yada çevrede bulunan bitki ve hayvan yasaminin bütünü.

BIYOTIK [ Biotic ] Bir çevredeki bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar ile ilgili.

BIYOYOGUNLASMA FAKTÖRÜ [ Bioconcentration factor ] Organizmalarda bazi kimyasal maddelerin birikme mertebesini ifade eden bir ölçü. Genellikle bu kimyasal maddeler besin zinciri içinde artarak bulunurlar.

BOD [ Biochemical oxygen demand ] Biyokimyasal oksijen ihtiyaci.

BOP [ Blow -out preventer ] Kaçak önleyici.

BORU ÇIKISI ARITMA [ End-of-pipe treatment ] Emisyon boru hattinin bitiminde kullanilan aritma tesisi.

BORU HATTI [ Pipeline ] Degisik maddeleri uzak mesafeler ileten, pompalama donanimi, vanalari ve diger makinalari ile birlikte boru sebekesi. BOSALTIM [ Discharge ] Çevreye birakilan bütün kirleticiler için kullanilan terim. Gaz bosaltimlar emisyon, sivi bosaltimlar ise sivi atik (effluent ) diye de adlandirilir.

BOZULMA [ Impairment ] Bir dogal kaynagin kirlenmesi süreci.

BOZULMAMIS ALAN Insan etkinlikleriyle degistirilmemis dogal alanlar.

BÖLGE ISITMASI [ DH = district heating ] Belirli bir sayidaki konut yada isyerine isitma saglamak üzere, merkezi olarak kurulan sistem.

BÖLGELEME [ Zoning ] Belli amaçlarla bölgelere ayirarak toprak imarinin denetlenmesi.

BRÜT TABAN ALANI [ Gross floor area ] Bir binanin taban alani toplami.

BSO [ Benzene soluble organics ] Benzende çözülebilen organik maddeler.

 BUHAR [ Vapor ] Atmosfer isi ve basincinda sivi yada kati durumda bulunan maddelerin gaz hali.

BUHARLASMA HAVUZU [ Evaporation pond ] Lagim suyu tasfiyesinde kullanilan sig ve yapay havuz; bu sistemde atik genis araziler dagitilir ve buharlastirilir.

BULANIKLIK [ Turbidity ] Suda ve havada asili bulunan maddelerin neden oldugu, günes isinlarinin ortama girme ve bitkilerin büyüme düzeylerini denetleyen, içme suyu kalitesi açisindan çok zararli ortam kosullari.

BUV [ Backscattered ultraviolet ] Geri saçilmis morötesi.

BÜTÜNSELCI [ Holistic ] Parçalarla bütünler arasindaki organik yada islevsel iliskiyi vurgulayan ve bir konuyu karsilikli bagimlilik iliskisi içindeki parçalarin bütünledigi tek bir sistem olarak gören yaklasim.

BÜYÜME TEORISI [ Growth theory ] Kentlerde ve bölgelerde yerlesim, büyüme ve toprak kullanimi modelleri konusunda kent bilimcilerinin olusturduklari teoriler. CA [ Carbon absorption or adsorption ] Karbon sogurmasi.

CANSIZ ÇEVRE [ Abiotic environment ] Dogadaki fiziksel ve cansiz kimyasal unsurlar. Örnek: Toprak, su, atmosfer.

CBD [ Central business district ] Merkezi is bölgesi.

CBSR [ Carcinogen bioassay in small rodents ] Küçük kemirgenlerde kanser yapici biyo-denemesi.

CCC [ Countercurrent chromatography ] Ters akim kromatografisi.

CFC [ Chlorofluorocarbon ] Kloroflüorokarbon.

CIVA [ Mercury ] Besin zincirlerinde, özellikle tatli su ve deniz organizmalarinda yogun olarak bulunabilen ve zararli etkilere yol açan zehirli metalik eleman.

CNR [ Composite noise rating ] Bilesik gürültü ölçümü.

CNS [ Central nervous system ] Merkezi sinir sistemi.

COD [ Chemical oxygen demand] Kimyasal oksijen ihtiyaci.

COH [ Coefficient of haze ] Sis katsayisi.

COHb [ Carboxhaemoglobin ] Karboksihemoglobin.

COM [ Complek organic mixture ] Karmasik organik karisim.

CPOM [Coarse particulate organic matter ] Büyük parçacikli organik madde.

C.Q. [ Commercial quality ] Ticari kalite. CÜRUF [ Clinker ] Firinlardaki ergimis kalinti.

ÇALISMA ORTAMI [ Work environment ] Isyerinin kosullari.

ÇALKANTI [ Turbulence ] Gelisigüzel hava veya su sirkülasyonuna neden olan inisli çikisli devinim. Nedeni genellikle akis alandaki pürüzlülük ve engebeliktir.

ÇAMUR [ Sludge ] Atik suyun aritilmasi sirasinda süzme, çökeltme ya da biyolojik aritma sonucu olusan yogunlasmis kati.

ÇAMUR SIVISI [ Slurry ] Atik su isleme tesislerinde çamuru tasiyan sivi.

ÇAMUR SINDIRIMI [ Sludge digestion ] Atik su çamurunun biyolojik oksijen ihtiyacini çevresel yönden kabul edilebilir bir düzeye indirmek amaciyla uygulanan anaerobik islem.

ÇAMUR TASFIYESI [ Sludge disposal ] Atik su çamurunun nihai tasfiye islemi.

ÇAMURUN YAKILMASI [ Sludge incineration ] Atik su çamurunun hacim yönünden küçültülüp, islenerek tutusabilirlik kazandirildiktan sonra yakilmasi. ÇAPRAZ-MEDYA YAKLASIMI [ Cross-media approach ] Çevre sorunlarina, sözgelimi sadece hava kirliligini degil etkilesim içindeki bütün faktörleri göz önünde bulundurarak yaklasmak.

ÇENTME (YONTMA) [ Spalling ] Yongalar ya da parçalar haline getirme.

ÇERÇEVE YAKLASIM [ Bubble concept ] Kirletici emisyonlarinin denetimi baglaminda amaçlanan sinirlamalarin uygulanmasinda, belirli kirleticilerin çikis kaynaklarindan ziyade bunlarin etkiledikleri alanlarin ele alinmasi gerektigini savunan yaklasim.

ÇEVRE [ Environment ] Bir organizmanin var oldugu ortam ya da kosullar. Bu çevre dogal fiziksel ögeleri, ayrica organizmanin etkilestigi insan ürünü kosullari içerir.

ÇEVRE ANALIZI [ Environmental analysis ] Belirli bir arazinin topografik, hidrolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri gibi çevresel özelliklerinin incelenmesi. ÇEVRE DEGERLENDIRMESI [ Environmental assessment ] Bir eylemin ya da projenin çevre bakimindan yararli olup olmadigini ve çevresel etki raporunun hazirlanmasi gerekip gerekmedigini belirlemek amaciyla yapilan inceleme.

ÇEVRE DOSTU [ Environment-friendly ] Ürünlerde normal olarak bulunan zararli ögelerden bazilarini tasfiye etmek amaciyla tasarlanmis ya da degistirilmis ürünleri ifade etmek için kullanilan terim.

ÇEVRE KORUMA [ Environment protection ] Potansiyel olarak tehlikeli atik maddelerin çevreye bosaltilmasinin asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amaciyla kaynaklarin yönetimi.

ÇEVRE KORUMA AJANSI [ EPA= Environmental Protection Agency ] Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kurulusu.

ÇEVRE KALITE HEDEFI [ EQO = Environmental quality objective ] Çevrenin belirli bir boyutu için amaçlanan kalite düzeyinin ortaya konmasi. Bu düzey ulasilir olmayabilir ve nicelik olarak ifade edilebilir.

ÇEVRE KALITE STANDARDI [ EQS = Environmental quality standard ] Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazi vasiflari için kabul edilebilir en düsük düzey.

ÇEVRE MÜHENDISLIGI [ Environmental engineering ] Çevre mühendisligi, çevrenin korunmasina, kirliligin azaltilmasina vb. elverisli teknoloji sistemlerinin tasarlanmasini ve çevre süreçlerinin incelenmesini, ayrica belirli binalarin bu açidan iç tasarimlarinin gerçeklestirilmesini içerir.

ÇEVRE SORUNLARI BILIMSEL KOMITESI [ SCOPE= Scientific Committee on Problems of the Environment ] Baslica ilgi alani çevreyi iyilestirmek ve kirlilikle ilgili çesitli sorunlari incelemek olan uluslararasi kurulus.

ÇEVRE YOLU [ Beltway ] Kentsel bir alani çevreleyen, ana ulasim arterlerine bagli yol.

ÇEVRE YÖNETIMI [ Environmental management ] Toprak , su ve hava gibi dogal kaynaklarin çevresel açidan kabul edilebilir uygulamalar yoluyla kullanilmasi.

ÇEVRE YÖNÜNDEN DUYARLI ALAN [ ESA= Environmentally senstive area ] Bir ülkenin dogal yerlesimleri ve süregelmekte olan tarimsal etkinlikleri korumak ya da modern, yogun tarimdan geleneksel olana geçmek için özel önlemler almak geregini duydugu alanlar için kullanilan terim.

ÇEVRESEL ETKI DEGERLENDIRMESI [ ELA = Environmental impact assessment ] Yeni gelisme ve projelerin çevreye olabilecek sürekli ya da geçici potansiyel etkilerinin, sosyal sonuçlari ve alternatif çözümleri de içine alacak biçimde analizi ve degerlendirilmesi.

ÇEVRESEL ETKI RAPORU [ Environmental impact statement ] Çevresel etki degerlendirmesi çalismalarinin sonuçlarini içeren detayli rapor.

ÇEVRILME (INVERSIYON) [ Inversion ] Atmosferin asagi tabakalarinda gerçeklesen ve soguk hava katmaninin daha yukaridaki sicak hava katmani tarafindan tutulmasiyla olusan atmosfer olayi, Rüzgar olmadigi zaman, kirleticilerin dagilmasi olanagi bulunamaz ve büyük hava kirliligi olaylari gerçeklesebilir. ÇIKIS KANALI [ Outlet channel ] Sivi atigi toplayip götürmeye yarayan su yolu ya da drenaj kanali.

ÇIKIS-YERIVARIS YERI ARASTIRMASI [O-D Survey = Origin destination survey ] Bir ulasim planlama teknigi.

ÇINKOLU SU KIRLILIGI [Zinc water pollution ] Galvanizleme, polimer isleme ve diger uygulamalarin sonucu olarak endüstriyel atik suda ortaya çikan kirlilik. ÇOCUKLARA DOKUNMAZ [ Childproof ] Çocuklar için tehlikeli olmayan.

ÇOK AILELI KONUT [ Multifamily dwelling ] Iki ya da daha fazla aile birimini barindiran konut.

ÇOK ÇIKISLI KIRLETICI KAYNAK [ Nonpoint source ] Su kirliligine katkida bulunan, yüzeysel su ya da yagmur akintisi gibi, yayilmis ve iç içe geçismis akintilar.

ÇÖKELME [ Precipitation ] Elektrik alan etkimesi ya da isisal degisme sonucunda, parçaciklarin içinde asili bulunduklari gaz akintisindan ayrilmasi islemi. ÇÖKELTME [ Sedimentation ] Katilarin yer çekimi nedeniyle çökelmesi dogal süreci; atik suyun isleme tabi tutulmasinda, erozyon güçleri araciligiyla parçaciklarin ayrilmasi ve tasinmasi süreci.

ÇÖKELTME TANKI [ Sedimentation tank ] Çökeltilebilir katilarin atik sudan ayrildigi atik su isleme tesisinin bir bölümü.

ÇÖLLESME [ Desertification ] Genellikle asiri otlatma, yaygin ormansizlastirma ya da aykiri tarim ve sulama uygulamalari sonucunda topragin çöl haline gelmesi sürece.

ÇÖP [ Garbage ] Evlerden ya da ticari amaçla gida hazirlanmasi ve kullanilmasindan kaynaklanan hayvan, sebze ve meyve atigi; genelde tüm atik ürünler için kullanilir.

ÇÖP BOSALTMA [ Tipping ] Çöpün açik alanlara dökülmesi.

ÇÖP ISLAHI [Refuse reclamation ] kati atigin yararli ürün haline getirilmesi.

ÇÖPLÜK [ Dump site ] Çöp gibi kati atiklarin bosaltilip üstü açik birakildigi atik tasfiye alani.

ÇÖZÜNMÜS OKSIJEN [CD = Dissolved oxygen ] Su veya atik su içinde çözünmüs halde bulunan oksijen miktari.

ÇÜRÜME [ Putrefaction ] Anaerobik haldeki maddenin organik ayrismasi; bu süreç sonunda kötü kokulu gazlar ve oksitlenmesi tamamlanamamis ürünler olusur.

ÇÜRÜME VE ÇÜRÜTME [ Digestion ] Enzimlerin etkisiyle organik dönüsmesini ifade etmekte kullanilan, atik su aritimiyla ilgili terim. Örnek: Lagim çamurunun anaerobik çürütülmesi.

DAGILMA [ Dispersion ] sözgelimi, bir dogal kaynaktaki yogunlasmis kirleticinin yayilma süreci.

DAGINIK YAYILMA [ Sprawl ] Kentsel gelismenin civardaki kirsal kesime dogru denetimsiz yayilmasi.

DALGA GÜCÜ [ Wave power ] deniz suyu devinimlerinin olusturdugu gücün enerji üretiminde kullanilabilecegi, potansiyel yenilenebilir enerji kaynagi. DALGAKIRAN [ Jetty ] Bir limani akintilarindan ve gelgitlerden korumak amaciyla gelgite açik koylarda, göllerde ya da irmaklarda gerçeklestirilen yapi. DAMITMA TESISLERI [ Distillation plants ] Tuzlu suyu içme suyuna dönüstüren büyük ölçekli tesisler.

DAMLATMALI FILTRE [ Trickling filter ] Atik suyun aritilmasi sürecinde ikincil aritma tesislerinde kullanilan biyolojik filtre. Filtre, atik suyun püskürtüp serpildigi 5-10 cm boyutunda taslardan olusan 1-2 m derinliginde ve 10-30 m çapinda bir yataktir. Taslar arasinda büyüme olanagi bulan mikroorganizmalar, akis süresi içinde organik maddeleri ayristirirlar.

DARBE ÖLÇER [ Impactor; Impinger ] Maddeleri çarpma (darbe) noktasinda toplayan ve ölçen alet.

DAYANIKLI KIMYASALLAR [ Persistent chemicals ] Zararsiz hale getirilmelerini ya da giderilmelerini saglayacak biyolojik ve kimyasal süreçlere karsi dirençli toprak ve su kirleticileri. Bunlara örnek olarak kursun, bakir, arsenik, ya da tarim ilaçlari, sert deterjanlar (biyolojik olarak bozunmayan) ve radyonüklidler (radyoaktif çekirdekler) gösterilebilir.

DBA [ Decibel A ] Desibel A.

DDT [ DDT ] Diklorodifeniltrikloretan'in kisa yazilisi; son derece kuvvetli bir böcek öldürücü. Kalintilari yaklasik 15 yil varligini sürdürür.

DEGISIM DERECESI [ Gradient ] Isi, basinç, yogunluk, nem gibi çevreyi etkileyen bir niceligin degerindeki degisme.

DEMOGRAFI [ Demography ] Genellikle istatistik teknikler kullanilarak nüfusun incelenmesi.

DEMOGRAFIK GEÇIS [ Demographic transition ] Genellikle ekonomik ve toplumsal gelismeye bagli olarak, belli bir nüfusun dogum oraninda gözlenen düsme egilimi.

DENGELI NÜFÜS [ Equilibrium population ] Degismeyen nüfus; belli bir sürede dogum sayisi ölüm sayisina esit olan nüfus.

DENIZ DIBI BÖLGESI [ Benthic region ] Hem kiyi hem de derin deniz tabani olmak üzere, bütün okyanus dibini kapsayan deniz bölgesi.

DENIZ DIBI SONDAJI [ Offshore drilling ] Pahali donanim ve yüzer platformlar kullanarak deniz altindan petrol ve gaz çikarilmasi.

DENIZ EKOSISTEMI [ Marine ecosystem ] Okyanuslarin ve denizlerin ekosistemleri; pellajik ve bentik bölümler olarak ikiye ayrilir.

DENIZ ISI ENERJISI ÇEVRILMESI [ Ocean thermal energy conversion ] Deniz yüzeyinde günesle isinan su ile yüzeyin altindaki soguk su arasindaki isi farklarindan yararlanmak suretiyle enerji üretilmesi yöntemi.

DENIZ KIRLILIGI SÖZLESMESI [ MARPOL = Marine Pollution Convention ] uluslar arasi Deniz Kurulusunun (IMO) önderliginde kabul edilen ve yakit tasiyan tankerlerin deniz kirliligine yol açmalarini önlemek amaciyla olusturulan sözlesme.

DENIZ KIRLILIGINI ÖZLEME PROGRAMI (MARPOLMON) [Marine Pollution Monitoring Programme ] Deniz Kirliligi Sözlesmesinin bir uygulamasi.

DENIZ SEDDI [ Seawall ] Sahili koruyan ve iç kisimlara yönelik taskinlari önleyen, sahil seridindeki saglam duvar.

DENIZE ÇÖP DÖKME [ Ocean dumping ] Lagim çamuru, taranmis materyal, sanayi atiklari ya da diger maddelerin de içinde bulundugu atiklarin denize dökülmesi.

DEPREM ZARARLARININ AZALTILMASI [ Earthquake hazard mitigation ] tahmin, uyari sistemleri ve özellikle depreme dayanikli yapi insaasi gibi yöntemlerle, depremlerin insan yasamina ve mallara verebilecegi zararlarin asgariye indirilmesi.

DERIN DENIZ DIBI BÖLGESI [ Abyssall-benthic zone ] Okyanusun en derin yerleri.

DERME ÇATMA KONUT [ Jerry built housing ] Genellikle hemen kâr etmek için yetersiz malzeme ve isçilikle insa edilen konut.

DESIBEL [ Decibel ] Sesin siddetinin ölçülmesinde kullanilan uluslar arasi birim. Kisaca dB olarak yazilir.

DETERJANLAR [ Detergents ] Yaygin olarak kullanilan, yüzey aktif temizleme maddesi. Bakterileri ve organizmalari da yok eden deterjanlar su kirliliginin baslica nedenlerinden biridir.

DETRITUS [ Detritus ] Göllerin dibini ya da ormanlarin tabanini zenginlestiren ayrismis madde.

DEVRI SÜREÇ [ Circular process ] Atiklarin yeniden islenip kullanilir hale getirilmesi; atiklarin yeniden kullanimi.

DEVRIDAIM [ Flow through ] Kesintisiz dolasim.

DEZENFEKSIYON (MIKROPSUZLASTIRMA) [ Disinfection ] Hastalik yapici organizmalarin, sözgelimi, klorlama yoluyla yok edilmesi.

DIS KAYNAKLI KIRLILIK [ Imission ] Uzaktaki bir hava kirlilik kaynagi nedeniyle olusan yerel hava kirliligi.

DIS KITA SAHANLIGI [ OCS = outer continental shelf ] Bir ülkenin kiyilarinda, birkaç kilometreden 400 kilometre uzakliklara kadar uzanabilen; ve genellikle ait oldugu ülkenin, petrol, gaz ve mineral kaynaklari bakimindan yararlanma hakkina sahip oldugu kabul edilen deniz bölgesi.

DISKI ORGANIZMALARI [ Fecal coliform organisms ] Insanlarin ve hayvanlarin bagirsaklarinda bulunan bakteri grubu; bu organizmalarin çevre sularindaki varligi, hastalik yapan organizmalarin da bu sularda varliginin isareti olarak kabul edilmektedir.

DISSALLIKLAR [ Externalities ] Baskalarinin etkinliklerinin bir sonucu olarak bir toplumsal grubun ödemek zorunda kaldigi sosyal maliyet ya da elde ettigi sosyal fayda.

DIELDRIN [ Dieldrin ] Oktaloks diye de bilinen, klorlu hidrakarbonlar sinifindan beyaz kristalimsi tarim ilaci. Birçok hasarat açisindan zehirli etkiye sahip ve bazi kuslar için de öldürücüdür.

DIFFÜZÖR [ Diffuser ] Gaz veya siviyi karistirildigi ortama daha iyi dagitmak amaci ile kullanilan ve besleme borusunun ucunda bulunan ince delikli aygit. DIMETIL SÜLFIT [ DMS ] Oksitlendiginde asit tortulanmasina katkida bulunan, kirlilik kosullarinda artan, planktonlarin ürettigi kimyasal madde.

DINLENME SISTEMI [ Recreation system ] Topluluga dinlenme eglenme olanakla ri saglayan tesislerin ve programlarin bütününü ifade etmek için kullanilan terim.

DIOKSIN [ Dioxin ] Bitki öldürücülerde bulunan, son derece zehirli maddeler kümesi.

DIC [ Dissolved inorganic carbon ] Çözünmüs inorganik karbon.

DIP [ Dissolved inorganic phosphorus ] Çözünmüs inorganik fosfor.

DISTROFIK GÖLLER [ Dystrophic lakes ] Çok düsük kireç içerigine ve yogun humusa sahip bundan dolayi da suyun kahverengi renk aldigi göller. DIYALIZ [ Dialysis ] Atik su aritiminda kullanilan, büyük organik parçaciklari küçüklerden ayirma yöntemi.

DM [ Dry matter ] Kuru madde.

DO [ Dissolved oxygen ] Çözünmüs oksijen.

DOBSON BIRIMI [ Dobson unit ] Ozon ölçümünde kullanilir; bir dobson birimi, milimetrenin yüzde birine esittir.

DOGA KORUMA ALANI [ Nature preserve ] Dogal çevrenin koruma ve inceleme amaçlariyla korundugu alan.

DOGAL AYIKLANMA [ Natural selection ] Bazi organizmalarin belirli bir çevrenin kosullarina daha iyi uymalarindan ötürü çogalarak yasamlarini sürdürmesi.

DOGAL GAZ [ Natural gas ] Yerkabugunun altinda, belli jeolojik olusumlarla gerçeklesen, metan ve hidrokarbonlar içeren yakit.

DOGAL KAYNAK [ Natural resource ] Çevrede dogal olarak gerçeklesen su, hava ve gaz gibi kaynaklar.

DOGAL RADYASYON [Natural radiation ] Esas olarak toprakta ve kayalarda ayrisan uranyumun yol açtigi, radon gibi gazlar çikaran radyasyon. DOGRUSAL KIRLETICI KAYNAK [ Line source ] Bir dogru boyunca kirlilik emisyonu ya da desarji. Tikanik bir çevre yolunda yol boyunca hareket halindeki trafigin olusturdugu hava kirliligi dogrusal bir kaynak olusturur.

DOGUM HIZI [ Birth rate ] Belirli bir grubun birim zamanda olarak ifade edilen dogum orani. Belli bir alanda her 1.000 kisilik nüfus basina yillik dogum sayisi ise "kaba dogum hizi" olarak adlandirilir.

DOGURGANLIK [ Fecundity ] Bir canlinin dogurabilme yetisi.

DOGURGANLIK HIZI [ Fertility rate ] 15-44 yas arasinda, dogurma çagindaki her 1.000 kadin basina düsen canli dogum sayisi.

DOLGU [ Riprap ] Set erozyonunu önlemek için düzensiz biçimde biraraya konmus kirik kaya, tas ya da betondan yapilma duvar.

DOLGU YAPILANMA [ Infill development ] Kent dokusunda yayilmis haldeki, genellikle küçük boyutta olduklari için bos kalmis arsalarin konut ya da konut-disi amaçlarla yapilanmasi.

DOLGU KULE [ Packed tower ] Kirli havanin dolgu maddesi (seramik parçalari, agaç yongasi vb.) doldurulmus bir kuleden geçirilmesi ve bu arada dolgu materyalinin üzerine sivi püskürtülerek kirleticilerin sogurulmasi esasina dayali kirlilik denetim aygiti.

DOM [ Dissolved organic matter ] Çözünmüs organik madde

. DMS [ Dimethyl sulfide ] Dimetil sülfit.

DNT [ Dinitrotoluene ] Dinitrotoluen.

DUMAN [ Fumes ] Buharlarin yogunlasmasindan ya da kimyasal tepkimeden olusan, genellikle 5 mikrondan küçük, solunabilir ve bulut görünümündeki uçucu kati parçaciklar.

DUMAN [ Smoke ] Sözgelimi kömür gibi bir yakitin eksik yanmasi sonucunda olusan, minik parçaciklardan ibaret, gözle görülebilir gaz halindeki süspansiyon.

DUMAN ÖLÇER [ Smokemeter ] Baca ve egzos gazlarinin yogunlugunu ölçmeye yarayan aygit.

DURULTMA [ Clarification ] Çökebilir nitelikteki yüzen kati maddelerin çökeltme, havalandirma ve süzme yoluyla atik sudan ayrilmasi.

DURULTMA ODASI [ Settling chamber ] Yakma bacalarinda ya da sinai islemlerden çikan gazlardaki partikül maddelerin ön aritiminda kullanilan ve dogal bir çekme bacasiyla çalisan oda. Bu oda da iri partikül maddeler yerçekimi etkisi ile çöktürülür ve toplanir.

DURULTMA TANKI [ Settling tank ] Damlatmali filtre veya aktif çamur süreci sonunda kismen aritilmis atik suyun, sivi ve kati bilesenlerin ayrilabilecegi biçimde çökeltildigi tank.

DUV [ Dangerous ultraviolet ] Tehlikeli ultraviyole (morötesi)

DÜNYA ÇEVRE VE GELISME KOMUSYONU [ WCED = World Commision on Environment and Development ] Ekonomik gelismeyi yadsimayan, ancak dünya çevresini tehdit etmeyen çevre ve enerji politikalarinin benimsenmesi gerektigini savunan Brundtland Raporunu hazirlayan, Birlesmis Milletler'in olusturdugu bir komisyon.

DÜSEY KALKIS VE INIS [ VTOL = Vertical takeoff and landing ] Havalanlarinda alan ekonomisi saglayan ve ayrica geleneksel kalkis ve inislerdeki belli tehlikeleri gideren düsey kalkis ve inise elverisli uçak.

DÜZEY [ Grade ] Yer seviyesi.

EAA [ Electrical aerosol analyser ] Elektrikli aerosol analizci.

EC [ Effect concentration; environmental concentration ] Etki yogunlasmasi; çevresel yogunlasma.

Ecd [ Electron capture detector ] elektron tutma detektörü.

EDAFIK [ Edaphic ] Toprakla ve onun bitki ve hayvan yasami üzerindeki etkisiyle ilgili.

EF [ Emission factor; enrichment factor ] Emisyon etkeni.

EFEO [ Environmentally favorable energy options ] Çevre yönünden elverisli enerji seçenekleri.

EIA [ Environmental impact assessment ] Çevresel etki degerlendirmesi.

EIL [ Environmental impairment liability ] Çevresel bozulmanin sorumlulugu.

EKISTIK [ Ekistics ] Insan yerlesimlerini inceleyen bilin dali.

EKMAN TABAKASI [ Ekman layer ] Yakin atmosferde rüzgarin veya okyanuslarda üst akintilarin yükseklik veya derinlikle yön degistirdigi tabaka.

EKOLOJI [ Ecology ] Organizmalarin birbirleriyle ve çevreleriyle olan iliskileri inceleyen bilim dali.

EKOLOJIK KONUM [ Niche ] Bir türün yasamini sürdürmesi için gerekli tüm kosullari saglayan ekolojik yasama ortamindaki yeri,

EKOSFER [ Ecosphere ] Yeryüzünün canlilari içeren bölümü; biyosfer ve karsilikli etkilesimin söz konusu oldugu atmosfer, hidrosfer ve litosfer kesitli.

EKOSISTEM [ Ecosystem ] Birbirleri ile ve cansiz ortamla iliski içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan toplulugu.

EKOTON [ Ecotone ] Yagmur ormani ile ona bitisik agaçlik ya da otlak gibi iki ekolojik topluluk arasindaki geçis alani.

ELEKTRODIYALIZ [ Electrodialysis ] Suyun tuzunun giderilmesinde kullanilan elektro kimyasal islem.

ELEKTROSTATIK ÇÖKTÜRÜCÜ [ Electrostatic precipitator ] Yüklenmis parçaciklarin çöktürülmesi süreci ile bu parçalari tasiyan gazin atmosfere birakmadan önce tabi tutuldugu etkili temizleme yöntemi,

ELEME [ Screening ] Yüzen ve asili duran iri kati maddeleri lagim suyundan bir tür elek kullanarak gerçeklestirilen ayirma islemi; bir komposttan yabanci maddelerin ayrilmasi.

EMISYON [ Emission ] Gaz ya da gaz ve partikül karisimlarinin atmosfere verilmesi.

EMISYON ENVANTERI [ Emission inventory ] Belirli bir cografi alanda havaya bosaltilan baslica hava kirleticilerinin listesi. Listeleme miktar (gün/ton) ve kirlilik kaynagi göz önüne alinarak yapilir.

EMISYON STANDARDI [ Emmission standard ] Belli kosullarda belli bir kaynaktan yasal olarak bosaltilabilen azami kirletici miktari. Bosaltim standardi olarak da adlandirilir.

EN IYI KULLANILABILIR TEKNOLOJI [ BAT = best available technology ] Maliyeti göz önüne almaksizin ya da uygulanmasinin gerekliligi kanitlanmis, kirliligi maksimum azaltabilen teknoloji. Optimum teknolojik süreç.

EN KULLANISLI ÇEVRESEL SEÇENEK [ BPEO = Best practicable environmental option ] Belirli bir ortamda (deniz, hava, toprak ) bir kirleticiye karsi getirilen çözümün bir diger ortamda kirlilige yol açabilecegi olasiligin göz önünde bulundurulmasi gerektigini vurgulayan kavram.

EN OLASI SAYI [ MPN = Most probable number ] Kirlenmis sudaki bakterilerin sayisinin olasilik formüllerine dayali olarak istatistiksel tahmini.

EN YÜKSEK VE EN IYI KULLANIM [ Highest and best use ] Bir yerin (yörenin) optimal kullanimi.

ENDEMIK [ Endemic ] Belirli bir bölgenin yerli türü.

ENDRIN [ Endrin ] Klorlu hidrokarbonlar sinifindan çok zehirli, genis spektrumlu böcek öldürücü.

ENDÜSTRIYEL ATIK SU [ Industrial sewage ] Endüstriyel islemlerden olusan atik su. Ham maddelerden, ürünlerden ya da imalatta kullanilan maddelerden kaynaklanir.

ENERJI DÖNÜSÜMÜ [ Energy conversion ] Bir enerji biçiminin digerine dönüsmesi.

ENERJI KORUNMASI [ Energy conservation ] Insaat yasalari, toprak kullanim yönetmelikleri, ulasim politikasi ve alternatif enerji kaynaklariyla ilgili olarak enerji kaynaklarinin denetimli kullanimi.

ENGELLEYICILER [ Inhibitors ] Bir sistemin isleyisini durduran ya da yavaslatan kimyasal maddeler; bozulmayi önlemek için petrol ürünlerine eklenen maddeler.

ENTROPI [ Entropy ] Yararlanilamayan enerjinin ölçümü; bir sistemdeki düzensizligin düzeyinin ölçümü.

ENZIM [ Enzyme ] Canli maddeye özgü katalizör.

EPA [ Environmental Protection Agency ] Çevre koruma ajansi.

EPIDEMIOLOJI [ Epidemiology ] Bir nüfus toplulugundaki hastaliklarin sikliklarininve yayginliklarinin incelenmesiyle ilgili tip bilimi.

EQO [ Environmental quality objective ] Çevre kalite hedefi.

EQS [ Environmental quality standard ] Çevre kalite standardi.

ER [ Endogenous respiration ] Iç solunum.

ERISIM DISI ALAN [ Nonattainment area ] Herhangi bir hava kirletici madde açisindan ulusal hava kalitesi standartlarini asan alan.

EROZYON [ Erosion ] Havanin ya da insanlarin müdahalesi sonucunda kaya parçaciklarinin ve topragin asil yerlerinden kopmalari, tasinmalari ve baska bir yerde kalmalari süreci.

ESA [ Environmentally sensitive area ] Çevre yönünden duyarli alan.

ESER ELEMENTLER [ Trace elements ] Havada, suda ve yiyeceklerde çok düsük yogunluklarda bulunan kursun, bakir, çinko, arsenik, civa ve vanadyum vb. gibi elementler.

ESMER KÖMÜR [ Brown coal ] Düsük kaliteli kömür; linyit.

ESNEK ZAMAN [ Flexible time ] Degisken çalisma saatleri.

ESBASINÇ EGRILERI [ Isobars ] Hava haritalarinda esit barometrik basinç noktalarini birlestiren çizgiler; bu çizgiler, kirlilik dagilmasi için önem tasiyan hava akimi detaylarini olusturur.

ESIK DOZU [ Threshold dose ] Bir maddenin ölçülebilir bir etki yaratmak için uygulanmasi gereken asgari dozu. Ölçülebilir asgari doz. ESIK SINIRI DEGERI [ TLV = Threshold limit value ] Bir isçinin maruz kalabilecegi ve kendisi için tehlikeli olmayan azami kirletici dozu.

ETEK [ Boom ] Sudaki yag serpintilerinin yayilmasini önlemek için kullanilan aygit.

ETOBUR ; ETÇIL [ Carnivore ] Et yiyerek enerji saglayan canli.

EV IÇI ALERJI YAPICILAR [ Indoors allergens ] Hayvan ve bitki artiklari, polen, spor ve alg (su yosunu) içeren ev içi tozlari.

EVSEL ATIK SU [ Domestic sewage ] Evlerin ve islerlerinin olusturdugu ve fabrikalarin endüstriyel nitelik tasimayan pis sularinin da dahil oldugu atik su.

EVSEL ATIK SU ARITIMI [ Sewage treatment ] Sagliga ve çevreye yönelik tehlikenin azaltilmasi amaciyla atik suyun aritilmasi islemi; ilkin mekanik islemlerin kullanildigi, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal islemlerin izledigi bütünsel bir süreç.

EVSEL ATIK SU ARITMA TESISI [ Sewage treatment plant ] Içinde atik suyun isleme tabi tutuldugu ve nihai tasfiye asamasina hazirlandigi yan tesis.

FAUNA [ Fauna ] Jeolojik bir dönemle ya da yöreyle ilgili, insanlar disindaki hayvanlarin tümünün yasami.

FENOLLER [ Phenols ] Tarim ilaçlarinin, eczaciliktaki ürünlerin, sepilemedeki etki maddelerinin, reçinelerin ve boyalarin üretiminde kullanilan, insan ve su yasami bakimindan zehirli etki tasiyan endüstriyel atik suda bulunan aromatik bilesikler.

FERAL [ Feral ] Yabani kosullarda yasayan hayvanlar ya da bitkiler.

FITOPLANKTON [ Phytoplankton ] Bitkisel plankton.

FIZIKO-KIMYASAL ARITIM [ Physico-chemical tretment ] Atik su aritiminda pihtilastirma, yumaklastirma ve çöktürme gibi fiziksel ve kimyasal süreçleri içeren aritim basamaklarinin tümü.

FLOR [ Fluorine ] Klora benzer, tepkime yapan gaz.

FLORA [ Flora ] Bir jeolojik dönem ya da yöre ile ilgili bitki yasami.

FLORIDLER [ Fluorides ] Flor içeren bilesikler.

FOSFATLAR [ Phosphates ] Bitkiler için gerekli besin niteligi tasiyan ve insan ve hayvan gidasinin normal bileseni olan fosfor bilesikleri; ayni zamanda lagim suyu ve tarimsal yüzey akislarinda da olusur ve su olusumlarinda ötrofikasyona neden olur.

FOSIL YAKITLAR [ Fosil fuels ] Kömür, petrol, dogal gaz vb. gibi dogal organik yakitlarin tümü. Fosil yakitlar bitki ve hayvan maddesinin milyonlarca yil boyunca toprak altinda ayrismasindan olusur.

FOSJEN [ Phosgene] Renksiz, tahris edici gaz.

FOTOKIMYASAL DUMAN [ Photochemical smog ] Endüstriyel islemlerden ve otomobil egzis gazlarindan kaynaklanan hidrokarbon ve azit oksitleri emisyonlarinin kirlettigi havada kuvvetli günes isiginin etkisiyle gerçeklesen fotokimyasal tepkimenin olusturdugu duman ya da pus.

FOTOSENTEZ [ Photosynthesis ] Klorofil içeren bitkilerin atmosferdeki karbondioksitten ve sudan, günes isigini enerji kaynagi olarak kullanarak karbonhidrat olusturmasi, serbest kalan oksijenin ise atmosfere birakilmasi süreci.

FOTOVOLTAIK YÖNTEM [ Photovoltaics ] Günüs enerjisi örneginde oldugu gibi, fotosel kullanarak isiktan elektrik üretme yöntemi.

FPOM [ Fine particulate organic matter ] Ince parçacikli organik madde.

FPC [ Fish protein concentrate ] Konsantre balik proteini.

FREATIK [ Phreatic ] Yer alti suyuyla ilgili.

FREON [ Freon ] Yaygin biçimde kullanilan klorofluorokarbon.

GAC [ Granular activated carbon ] Taneli aktif karbonu.

GAMMA RADYASYON [ Gamma radiation ] Çok kisa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.

GARP [ Global Atmospheric Research Programme ] Global Atmosfer Arastirmasi Programi.

GAZ KROMATOGRAF [ GC = Gas chromatograph ] Bir gaz veya sivi karisimin içindeki maddelerin ( gazlarin veya uçucu sivilarin ) oranlarini belirleyebilen analiz cihazi.

GAZ DEZENFEKTAN [ Fumigant ] Gazlastirilmis böcek öldürücü. Genellikle yapilarda yada seralarda kullanilir. GCM [ General circulation model ] Genel dolasim modeli.

GECEYARISI ÇÖP DÖKME [ Midnight dumping ] Gizli, yasa disi çöp dökme. GEMS [ Global Environmental Monitoring System ] Global Çevre Izleme Sistemi.

GEZEREV [ Mobile home ] Su ve elektrigi bulunan, iç imde yasamaya mahsus karavan.

GIDA KATKI MADDELERI [ Food additives ] Gida maddelerine dayaniklilik, çekicilik, kivami tat yada hazirlama kolayligi saglamak için, hazirlanmalari yada islenmeleri sirasinda özellikle katilan maddeler.

GIRDAP [ Eddy ] Havanin ve su akimlarinda türbülansin neden oldugu her türlü boyutta anafor hareketi.

GIRDAP YAYILMASI [ Eddy diffusion ] Çalkantili ( turbulant ) bir akis rejiminde bulunan yabanci maddelerin moleküler difüzyona kiyasla çok daha büyük bulutlarda yayilimi.

GIRDI [ Input ] Girdi, kirlilik baglaminda, bir ortamda bulunan ve çevre için zararli kirleticiler içeren her tür gaz yada sivi atiklari ifade eder.

GIZLI YAGIS [ Occult precipitation ] Potansiyel bir kirlilik nedeni olusturan ve agaçlarla bitkileri etkileyen, yagmur disindaki nem durumu.

GOR [ Gas/oil ratio ] Gaz/yag orani.

GÖLET [ Pond ] Genellikle gölden küçük ve havuzdan büyük, dogal yada yapay olarak yapilmis su olusumu.

GRAS [ Generally recognized as safe ] Genellikle emniyetli kabul edilen.

GRI ALAN [ Gery area ] Afet alani; ortalam alan-ekonomik açidan gelismesi bazi yörelerden daha hizli, bazilarinda daha düsük seyreden ara alan.

GROYN [ Groyne ] Kum hareketlerini önlemek, kum kaybini asgariye indirmek ve belli bir kumsal kesimini korumak için kiyiya dik olarak insa edilen mendirek.

GRUP [ Cohort ] Ortak bir istatistik nitelige sahip bireylerden olusan bir grubu belirtmek için kullanilan demografik terim.

GRUP DAVASI [ Class action ] Vatandas davasi diye de adlandirilir. Ortak çikarlara sahip bir grubun temsilcisi olarak birden fazla kisinin dav açmalari yada haklarinda dava açilmasi durumu. Genellikle çevre ile ilgili davalarda kullanilir.

GRUP YASAMLILIK YÖNTEMI [ Cohort survival method ] Yas ve cinsiyete göre ayrilmis nüfus gruplarinin,ölümlülük, dogurganlik ve göç olasiliklari gözönüne alinarak gelecekteki bir tarih itibariyle yaslanmasini inceleyen nüfus projeksiyonu yöntemi.

GÜBRELER [ Fertilizers ] Ekinlerin büyümesini saglamak için topraga eklenen maddeler. Dogal inorganik gübreler hayvan gübresi, kompost ve talas içerir; inorganik gübreler ise ezilmis kireçtasi,alçitasi,kükürt ve kaya fosfati içerir. Bunun yani sira sentetik olarak üretilen büyük miktarlarda azot, potasyum, fosfor ve sülfür bilesikleri kullanilir.

GÜNLÜK ÖRTÜ [ Daily cover ] Dökülen kati atigi örtmek üzere bir günde serpilmesi gereken toprak.

GÜRÜLTÜ KIRLILIGI [ Noise pollution ] Insanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan, arzu edilmeyen sesler. Gürültü kirliliginin baslica kaynaklari arsinda uçaklarin çalismasi, yol trafigi, insaat ve agir donanim bulunmaktadir.

GÜRÜLTÜ VE SAYI INDEKSI [ Noise and number index ] Ingiltere'de Heathrow hava limani yöresinde yapilan bir arastirmaya dayanilarak gelistirilen, uçak gürültüsünden kaynaklanan rahatsizligin ölçülmesine yönelik indeks. GW [ Gross weight ] Brüt agirlik. HALIÇ [ Estuary ] Gel-git olayindan etkilenen genis irmak agzi.

HAREKETLI KAYNAK [ Mobile source ] Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliligi olusturucular.

HARITA ÇAKISTIRMA TEKNIGI [ Map overlay rechnique ] Potansiyel deprem tehlikesi ve toprak geçirgenligi gibi etkenlerin saptanmasi da dahil, toprak kullanimi planlamasinda kullanilan mekansal verilerin sentezi yöntemi.

HASTALIK YAPICI [ Pathogen ] Hastalik olusturan herhangi bir etki maddesi; genellikle bu terim, hastaliga yol açan canli bir organizmayi anlatmakla sinirli tutulmaktadir.

HASTALIK HIZI [ Morbidity rate ] Belli bir dönemde, belli bir alandaki belli bir nüfus açisindan, belirli bir hastaligin beher 1.000 yada 100.000 kisi basina gerçeklesme orani.

HAVA KALITE STANDARTLARI [ Air quality standarts ] Bir bölgede belirli bir zaman sürecinde asilmamasi gereken hava kirletici konsantrasyonlari.

HAVA KALITESI YÖNETMELIGI [ Hava kalitesi standartlari ve diger tedbirleri içeren yönetmelik.

HAVA KALITESININ IZLENMESI [ Air quality act. ] Hava kaynagindan sürekli örnek alinmasi ve analiz edilmesi.

HAVA KIRLILIGI [ Air pollution ] Toz, gaz, sis, koku, duman yada buhar gibi kirleticilerin insan, bitki ve hayvan yasamina yada maddi nesnelere zara verecek , yada yasamdan, maddi nesnelerden rahatça yaralanmasina engel olacak miktar, yogunluk ve zamanda atmosferde bulunmasi.

HAVA KIRLILIGI DENETIMI [ Air pollution control ] Temiz hav kriterlerinin ve standartlarinin saptanmasi ve uygulanmasi.

HAVA KIRLILIGI OLAYI [ Air pollution epidose ] Hava Kirliligi Salgini diyede adlandirilan ve günlerce devam eden akut hava kirliligi olayi.

HAVA KIRLILIGI SÜZGECI [ Air pollution filter ] Baca yada havalandirma çikislarinda belirligi büyüklüge kadar olan parçaciklari süzen aygit.

HAVA KUSAGI [ Airshed ] Belli bir yörenin atmosfer kusagi ( bölgesi )

HAVA-YER ARA YÜZEYI [ Air-ground interface ] atmosferin alt tabakalarinin yerle tepkime iliskisi içinde oldugu sinir.

HAVADAKI VE SUDAKI AZOT BILESIKLERI [ Nitrogen compounds in air and water ] Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliligin baslica nedenlerini olustururlar.

HAVALANDIRMA [ Aeration ] özellikle atik su aritma sürecinin bir bölümü olarak, havali kosullarin yaratilmasi amaciyla suya hava verilmesi.

HAVALANDIRMA TANKI [ Aeration tank ] Havalandirma islemini yapildigi tank.

HAVAYLA TASINAN KALINTILAR [ Airborne residuals ] Havadaki duman ve toz.

HAYVANLARA YASAK BÖLGE [ Livestock exclusion zone ] Büyük ve küçükbas çiftlik hayvanlarina yasaklanmis bölge.

HEKSAKLORBENZEN [ Heptachlor ] Klorlu hidrokarbon grubundan bir böcek öldürücü.

HER BESINI YIYEN [ Omnivore ] Hem bitki hemde hayvan tüketerek enerji saglayan organizma.

HETEROTROF [ Heterotroph ] Enerjiyi karmasik organik maddelerin kimyasal ayrismasindan saglayan organizmalar yada hayvanlar.

HGV [ Heavy goods vehicle ] Agir yük tasiti.

HIZ KESICI YÜKSELTICI ( KASIS ) [ Steeping policeman = speed bump ] Trafigi yavaslatmaya zorlayan yol yüzeyindeki yapay degisme.

HIDROGRAFIK ARASTIRMA [ Hydrographic survey ] Denizcilik, mühendislik projeleri yad a diger amaçlarla kullanilmak üzere, bir su olusumunun fiziksel özellikleri ile ilgili veri elde etmek için yapilan arastirma.

HIDROJEN SÜLFÜR [ Hydrogen sulfide ] Organik materyalin anaorebik kosullarda ayrismasi ile olusan, çürük yumurta kokusunda, renksiz ve son derce zehirli gaz. Hidrojen sülfür ayrica petrol rafinerilerinde, sülfür aritma tesislerinde, bazi metalurjik süreçlerde ve sülfür içeren bilesikler kullanan çesitli kimya sanayilerinde de olusur.

HIDROKARBONLAR [ Hydrocarbons ] Genellikle fosil yakitlarda ve bu maddelerin kismen yanmasindan olusan ürünlerde, sözgelimi petrolle isleyen tasitlarin egzos gazlarinda bulunan ve yalnizca karbon ve hidrojenden olusan organik bilesikler.

HIDROLOJIK DÖNGÜ [ Hydraulogic cycle ] Suyun yeryüzüyle atmosfer arasindaki sürekli dönüsümü.

HIDROLOJIK INCELEME [ Hydraulogic study ] Bir alanin su varliginin nicel,iksel degerlendirilmesi, topragin korunmasi, taskin denetimi, barajlar ve su depolari tasarimi yapilmasi ve bir imar çalismasinin olasi etkinliklerinin belirlenmesi amaciyla cografi bir alandaki sularin degisik yönlerinin sistematik degerlendirmesi nin yapilmasi.

HIDROSFER [ Hydrospher ] Yeryüzünün okyanuslar, göller ve irmaklar gibi sudan olusan bölümü.

HIZMET ALANI [ Catchment area ] Belirli bir programin, etkinligin, hizmetin kullanicilarinin çogunlugunun bulundugu cografik bölge.

IRMAK HAVZASI [ River basin ] drenaj havzalarindan bir dagotom bendi ile ayrilan irmagin drenaj havzasi.

ISI ADASI [ Heat island ] Birbirine yakin çok sayida isi kaynaginin kentsel alanlarda isinin artmasina neden olarak bu alanlarla etraflari arasinda gece isis yönünden farklilik yaratan ve dolayisiyla sicak havayi ve kirleticileri tutan bir sis kubbesi olusumuna yol açan olumsuz durum.

ISKARTA [ Spoil ] Madencilik çalismalarinin sonucunda ortaya çikan artik materyal; su olusumlarinda taranarak çikarilmis materyaller içinde kullanilir. ISIK ALAN SU TABAKASI [ Euphotic zone ] Okyanusta fotosentezi ve bitkisel planktonlarin yasamasini saglayacak kadar isik alan açik deniz bölgesi.

IZGARA MODELI [ Gridiron pattern ] Sokaklarin birbiriyle dik açisiyla kesistigi sokak plani. IÇ SULAR [ Inland waterd ] Denizler ve okyanuslar disinda yeryüzündeki tüm su kaynaklari.

IÇSELLESMIS ATIK [ Internalized waste ] Ayni tesis içinde yeniden islenip kullanilan atik.

IÇTEN YANMALI MOTOR [ ICE = Internal combustion engine ] Içinde yakitin belirli bir alana hapsedilerek, mekanik enerji elde etmek amaciyla yakildigi aygit.

IKINCIL HAVA KIRLIETICILERI [ Secondary air pollutants ] Atmosfer birakilan birincil hava kirleticileriyle atmosferde dogal olarak bulunan kimyasal maddelerin tepkimeyegirmeleri sonucu olusan hava kirleticileri. Bk. Birincil Hava Kirleticileri.

IKINCIL ISLEM [ Secondary treatment ] Çökelmeden sonra, aktif çamur veya çürütme gibi biyokimyasal islemlerle endüstriyel veya evsel atik suyunun aritilmasi.

ILAVE ( ÖNLEMLER, DONANIM ) [ Add-on (measures, equipment ) ] Kirliligi denetlemek ve sinirlamak için kullanilan ek önlemlere yada donanim.

ILAVE SU [ Make-up water ] Sistemde sizinti, buharlasma,bosa akma, patlak gibi nedenlerden kaynaklanan kaybin giderilmesi için saglana su.

ILERI ARITMA [ Advanced treatment ] Biyolojik aritma sonrasi atik suyun kalitesini arttirmak için kullanilan fiziko-kimyasal süreçlerin tümü.

IMARLI ALAN [ Improved land ] Su saglanarak, kanalizasyon sistemi, yollari ve diger temel donanimi olusturarak daha yararli hale getirilmis toprak.

IMHOF TNKI [ Imhoff tank ] Kompakt yapida oldugu ve mekanik donanim gerektirmedigi için küçük aritma tesislerinde kullanilan, içinde hem çökelme hem de anaerobik çamur karistirma isleminin gerçeklestigi, iki asamali kagim suyu aritma tanki.

INSAN EKOLOJISI [ Human ecology ] Bireylerin ve insan topluluklarinin kendi çevreleriyle olan iliskisini inceleyen ekoloji dali.

INSAN GÜBRESI [ Night soil ] Insan diskisi.

INSAN YERLESIMI [ Human settlement ] Bir insan toplulugunun mesken tuttugu yer. Geçici nitelikteki, kamp yeri gibi yerler bu tanimin disindadir.

INSAN VE BIYOSFER PROGRAMI [ MAB= Man and the Biosphere Programme ] Birlesmis Milletler Çevre Programi'nin yürüttügü bir çalisma.

INSANDAN KAYNAKLANAN [ Anthropogenically-emitted ] Insan faaliyetleri sonucu olusan

INSAATA ELVERISLI ALAN [ Buildable area ] Potansiyel insaatlara uygun toprak. IOM [ Inert organic matter ] Sabit organik madde. IS [ Smut ] Bacadan çikarak civardaki alana düsen küçük kurum parçasi; sülfürük asit içeren isler asitli is olarak da adlandirilir.

ISLETIM KAYIPLARI [ Operational losses ] Buharlasma ve sizintidan kaynaklanan su kayiplari.

ISYERI HAVASI [ Occupational air ] Fabrikalardaki yada diger is yerlerindeki kapali mekanlardaki hava.

IYON DEGISMESI [ Ion exchange ] Sivi atik aritiminda kullanilan, sert suyu yeniden kullanmak için uygulanan yumusatma islemi. Bu islemde sividaki istenmeyen iyonlar sivinin içinden geçirildigi reçinedeki zararsiz iyonlarla yer degistirir.

IYONLASMA [ Ionization ] Nötr bir atomun yada atom grubunun elektron kaybi yada kazanilmasi yoluyla elektrik yüklü hale gelmesi süreci.

IYONOSFER [ Ionosphere ] Atmosferin yer yüzeyinden 80 kilometre ve daha yukaridaki tabakalari.

IYOT 131 [ Iodine 131 ] Bir gamma isini yayicisi ve genellikle inek sütüyle insanlara geçebilen bir kirlilik kaynagi.

IX REÇINE [ IX resin ] Iyon degistirici reçine.

IZ BÖLGESI [ Footprint ] Uçak gürültüsünden akustik açidan etkilenen alan.

IZIN VERILEBILIR AZAMI YOGUNLUK [Maximum permissible concentration ] Normal ölçüde teneffüs edildiginde yada tüketildiginde, kritik bir organ için azami makul dozu geçmeyen, havada , suda, sütte vb. bulunan radyoizotop yogunlugu.

IZLEME PROGRAMI [ Monitoring program ] Herhangi bir kirletici maddenin varliginin, etkisinin yada düzeyinin nicelik yada nitelik yönünden saptanmasi yada ölçülmesi amaciyla ölçüm donaniminin karmasik bir sistemle devreye sokulmasi.

IZOTOPLAR [ Isotopes ] Ayni elemanin degisik atom agirligindaki atomlari.

JEOLOJIK HARITA [ Geologic map ] Kaya olusumlari ile fay hatlari gibi diger fiziksel özelliklerin dagilimlarini ve aralarindaki iliskileri gösteren harita.

JEOLOJIK TEHLIKELER [ Geologic hazards ] Faylar, yanardaglar, heyelanlar, depremler ve toprak çökelmeleri gibi, dogal kökenli yada insan faaliyetinin yol açtigi tehlikeli jeolojik kosullar.

JEOSFER [ Geosphere ] Yeryüzünün, atmosfer, hidrosfer ve biyosfer disindaki kati, cansiz bölümü.

JEOTERMAL ENERJI [ Geothermal energy ] Belli elemanlarin radyoaktif ayrismasindan olusan, yeryüzünün iç isisi; bu isi, potansiyel olarak büyük ve aslinda ulasilmamis bir enerji kaynagidir.

KABA KIRLILIK [ Coarse pollution ] Agirlik yada yogun kirlilik; bir inçin 1/8 'inden daha büyük boyutlu, istenmeyen herhangi bir madde.

KABOT DENETIMI [ Cabot control ] Yüzeye bir fitil sokup döküntüyü tu

KAÇAK [ Blow out ] Basinç kontrolü kayboldugunda ortaya çikan yag yada gaz sizintisi.

KAHVERENGI DUMAN [ Brown smoke ] Fosil yakitlarin nispeteb düsük isida yanmasindan olusan ve siyah dumandan daha az yogun duman.

KALINTI [ Residue ] Kati atigin islenmesi sonucunda ortaya çikan nihai ürün; yakma isleminden sonra firinda olusan kati maddelerden ibaret kalinti.

KALINTI KLOR [ Residual chlorine ] Klorlama islemi sonrasi suda kalan klor miktari.

KALMA SÜRESI [ Residence time ] Incelenen bir maddenin bir havuzda yada rezervuarda kaldigi ortalama süre.

KALSIYUM HIDROKSIT [ Calcium hydroxide ] Sönmüs kireç diye de bilinen, aritma süreçlerinde pH ayarlamasi ve pihtilastirma islemlerinde kullanilan kalsiyum bilesigi.

KANAL [ Channel ] Suyun belirli bir dogrultuda akmasini saglayan dogal yada yapay olusum.

KANALIZASYON ANA BORULARI [ Sewer mains ] Atik suyu kanallardan toplayan ve ana kanallara ileten, çapi genis lagim kanallari.

KANALIZASYON ANA HAT KANALI [ Trunk sewer ] Atik suyu lagim ana borularindan toplayan ve aritma tesisine yada bir bosaltma menfezine ileten, genis çapli ana borusu.

KANALIZASYON KAPASITESI [ Sewer capacity ] Bir kanalizasyon borusunun tutabilecegi azami atik su miktari; beher gün için kisi basina belli syida galon olarak ifade edilir.

KANALIZASYON SISTEMI [ Sewerage system ] Atik suyun toplanmasinda, islenmesinde ve tasfiyesinde kullanilan donanim.

KANALLAMA [ Channelization ] Büyük miktardaki suyun, su düzeyini tehlikeli biçimde yükseltmeksizin iletilmesini saglamak üzere akinti kanallarinin degistirilmesi.

KANSER YAPICILAR [ Carcinogenes ] Kansere yol açan etki maddeleri.

KAPALI AKIFER [ Confined aquifer ] Kaya katmanlari arasinda sikisip kalmis yer alti suyu.

KAPALI SISTEM [ Closed system ] Disindaki nesnelerle madde alisverisi olmayan sistem.

KARADAN ESEN RÜZGAR [ Land Breeze ] Izellikle karanin denizlerden daha hizli sogudugu bulutsuz gecelerde, karalardan denize dogru olan kara hareketi.

KARBOKSIHEMEGLOBIN [ COHb = Carboxyhaemoglobin ] Kanda oksijen tasiyan hemoglobin pigmentinin karbon monoksit ile birlestiginde olusturdugu bilesik. Bu madde, oksijen tasinimini engelleyip, ölüme yol açar.

KARBON DÖNGÜSÜ [ (Carbon cycle ] Karbon atomalrinin fiziksel, jeolojik, kimyasal ve diger süreçler sonucunda atmosfet, okyanuslar, yeryüzü vb. arasindaki dolasimi.

KARBON SOGURMASI ( ABSORBSIYONU YADA ADSORPSIYONU ) [ CA= Carbon absorption or adsorption ] Aktif karbon kullanilarak yapilan sogurma veya adsorpsiyon.

KARBON DIOKSIT [ Carbon dioxide ] Yeterli oksiyen kosullarinda fosil yakitlarin yanmasiyla olusan, atmosferde mevcut bir bilesik. Soludugumuz oksijeni yayan klorofili bitkiler için gerekli olup kendi basina zehirli degildir, ancak yogun haldeyken bogucu olabilir.

KARBON MONOKSIT [ Carbon monoxide ] Fosil yakitlarin yeterince hava ile yanmamasindan olusan, gözle görülmeyen, tatsiz, kokusuzz ve son derece zehirli bir gaz.

KARISIK IMARLI BÖLGE [ Mixed developing zone ] Farkli imar (gelisme) tiplerinin gerçeklestigi alan.

KATALITIK DÖNÜSTÜRÜCÜ [ Catalytic converter ] Bk. Katalitik susturucu ( catalytic mufflers )

KATALITIK SUSTURUCU [ Catalytic mufflers ] Katalitik dönüstürücü diye bilinir. Içten yanmali motoru bulunan tasitlarin egzos borularina takilan hava kirliligini denetleme aygiti.

KATI ATIK [ Solid waste ] Kati özellikleri tasiyan her türlü atik madde.

KATI ATIK YÖNETIMI [ Solid waste management ] Kati atiklarin toplanmasini, islenmesini ve tasfiyesini, ayrica yeniden islenerek kullanilmasini planli biçimde denetleme sistemi.

KATISIK GIDA [ Adulterated food ] Safligi giderilmis gida maddesi.

KATKI MADDELERI [ Additives ] Istenen özellikleri islah etmek veya istenmeyen nitelikleri gidermek için eklenen maddeler.

KATODIK KORUMA [ Cathodic protection ] Metal bazli yer alti veya sualti borularini paslanmaya ( oksitlenmeye ) karsi koruyan elektrokimyasal yöntem.

KATRAN [ Tar ] Kömür ve odunun damitilmasinda sonra geriye kelen siyah yapiskan madde; petrol aritimi sonucunda olusan kalintiyi da ifade eder.

KELAT [ Chelat ] Deniz suyunda organik materyali ayirmaya yarayan kimyasal ayirma aygiti; Kelatlamaya yönelik etki maddeleri, köpük olusumunu önlemek amaciyla deterjanlarda kullanilir.

KEMIRGEN ÖLDÜRÜCÜ ILAÇLAR [ Rodenticides ] Kemirgenleri öldüren kimyasal maddeler.

KENDI KENDINE TEMIZLENME ( ÖZARITIM ) [ Self- purification ] Bir su olusumunun organik atiklarla kirlendikten sonra yeniden arinma konusundaki dogal yönelimi.

KENT MERKEZI [ City core ] Kentin en yogun ve genellikle merkezi is alaninin bulundugu bölgesi.

KENT PLANLAMASI [ Urban planning ] Kentsel bir alanin fiziksel altyapi, konut ve ulasim, toprak kullanimi, kentsel büyüme de dahil, çesitli ögelerinin planlanmasi süreci.

KENTSEL YÜZEYSEL AKIS [ Urban runoff ] Yogun imar görmüs alanlarda olusan ve özellikle asili katilar, zehirli maddeler, bakteriler, besin maddeleri, asbest, yag, gres yagi ve tuz gibi kaynagi kent sokaklari, insaat malzemeleri ve çöpler olan çesitli kirleticilerin bulastigi yüzeysel su akisi.

KIRMIZI GELGITLER [ Red tides ] Kirlilik ve ötrofikasyon sonucunda, deniz planktonu tiplerinin zehirli olabilecek düzeyde yogunlasmasiyla kiyi sularinin renginin bozulmasi sekliyle olusan dogal olay.

KIRMIZI KIL [ Laterite ] Nemli tropikal ve subtropikal bölgelere özgü, demir ve alüminyum oksitleri bakimindan zengin, oldukça ince kirmizi renkli toprak.

KIRMIZI VERI KITABI [ Red data book ] Nadir ve tehlike altinda bulunan türlerle ilgili olarak IUCN' nin tuttugu bilgi dosyasi.

KIYI BÖLGESI YÖNETIMI [ Coastal zone management ] Kiyi sularinin ve su havzalarinin, kirlilikten korumak ve azami yayari saglamak amaciyla yönetimi.

KIYI BÖLGESI [ Littoral zone ] Köklü bitki örtüsünün ortaya çiktigi, günes isiginin su tabanina nüfuz edebildigi yüksek düzeyde fotosentez olayina olanak veren tatli sulardaki sig kiyi bölgesi.

KIYI SU BENDI [ Coastal watershed ] sel suyunu depolayip sonra kiyi sularina birakarak, su denetim sistemi islevi gören arazi parçasi.

KIYI SÜRÜKLENMESI [ Littoral drift ] Kirilan dalgalarin olusturdugu akintilarla kumlarin denize çekilmesi. Bu durum kiyi koruma planlari açisindan önem tasir.

KIYISAL [ Littoral ] Sahilde yada sahil yakininda bulunan; sahille ilgili.

KIMYASAL ISLEM [ Chemical Treatment ] Zehirli, kokulu, yada asindirici nitelikteki gazlarin ve emisyonlarin aritilmasinda kullanilan kimyasal yöntem.

KIMYASAL KIRLILIK [ Chemical pollution ] Gaz, kati yada sivi haldeki kimyasal maddelerin etkisiyle havada, suda ve toprakta olusan kirlilik.

KIMYASAL OKSIJEN IHTIYACI [ COD= Chemical oxygen demand ] Bir su örnegindeki organik ve oksitlenebilir inorganik bilesikleri yükseltgemek için gerekli oksijen miktarini ölçen, suyun kalitesi ile ilgili bir gösterge.

KIMYASAL MUTAGENLER [ Chemical mutagens ] Daha sonraki kusaklarda dogustan gelen kusurlarin artisina yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon nadenleri.

KIRLETEN ÖDER ILKESI [ PPP= Polluter pays principle ] Kirliligin üstesinden gelmenin bedelini kirleticinin karsilamasi gerektigini savunan ilke.

KIRLETICI [ Contaminant ] Havayi, suyu, topragi yada çevreni herhangi bir ögesini kirleten madde.

KIRLETICI [ Pollutant ] Arzu edilmeyen etkilere yol açan kati, sivi yada gaz halindeki madde. Birincil kirleticiler gürültü ve lagim suyu gibi dogrudan olusmus kirleticileri içerir; ikincil kirleticiler ise kirlenmis ortamla tepkimeye giren birincil kirleticiler tarafindan üretilir, ör. Ozon.

KIRLETICI SIZINTI [ Leachate ] Suyun topraga gömülü kati atiklarin arasindan sizarken mevcut asili ve çözünmüs kati maddeyi ve bakterileri emerek olusturdugu, bazen yer alti sularina da karisabilen kirletici.

KIRLI SIS [ Skog ] Önceleri duman (Smoke ] ile sisin ( fog ] birlikle tanimlanmasi için kullanilmistir. Daha sonra ise özellikle atmosferde fotokimyasal tepkimeye ugrayan otomobil egzoslarinin ve diger emisyonlarin yol açtigi kentsel alanlardaki fotokimyasal bpupu anlatmak için kullanilmistir.

KIRLILIK ( KIRLENME ) [ Pollution ] Çevrenin insan, bitki ve hayvan yasami açisindan tehlikeli yada potansiyel olarak tehlikeli olacak sekilde kirlenmesi; bozulmayan yada dagilmayan atik materyalin çevreye birakilmasi.

KIRLILIGIN DÖNÜSTÜRÜLMESI [ Rendering pollition ] Sabunun ham maddesi olan donyagini ve hayvan yeminde kullanilan, protein orani yüksek, yagsiz bir ürünü elde etmek için hayvan atiklarinin pisirilmesi islemi.

KIRLILIGIN KAYDIRILMASI [ Translocation ] Kati atik toplanmasinda oldugu gibi, kirliligin bir alandan yada yöreden bir digerine kaydirilmasi.

KLOR [ Chlorine ] Agartici, oksitleyici etki maddesi olarak suaritma yada mikrop giderme amaciyla kullanilan halojen eleman; zehirli bir gaz.

KLOR IHTIYACI [ Chlorine demand ] Belirli bir hacim pis suda bulunan bütün patojenik bakterileri öldürmek için gerekli klor miktari.

KLORDAN [ Chlordane ] Etkin maddesi klor olan uçucu nitelikteki böcek öldürücü.

KLORLAMA [ Chlorination ] Mikroplari giderme amaciyla içme suyu yada atik suya klor eklenmesi.

KLORLANMIS HIDROKARBONLAR [ Chlorinated hydrocarbons ] Organa klorlar diye de adlandirilirlar. Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieldrin, DDT, klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir. Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu ve deniz dibinde degismeden kalirlar.

KLOROFIL [ Chorophyll ] Oksiyen üretmek içim isigi ve karbon dioksiti kullanan, bitkilerde bulunan renk maddesi.

KLOROFLUOROKARBON ' lar [ CFCs= Chlrofluorocarbons ] Aerosol püskürtücülerde, sogutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanilan, ozon tabakasinin tükenmesine yol açan ana faktör oldugu ve sera etkisine katkida bulundugu düsünülen son derece kararli ( kalici ) bilesikler.

KOBALT 60 [ Cobalt 60 ] Hem insanlara hem de hayvanlara zararli nitelik tasimakla birlikte tipta kullanilan radyoaktif kobalt.

KOKU GIDERME [ Deodorization ] Uygun olmayan kokularin ve gazlarin giderilmesi yada önlenmesi.

KOKU MADDESI [ Odorant ] Gazlara koku eklemekle kullanilan ve böylece sizintilar konusunda uyarici olan madde.

KOLIFORM BAKTERILER [ Coliform bacteria ] Insanlarin ve sicak anli hayvanlarin kalin bagirsaklarinda yasayan ve sudaki konsantrasyonu patojenlerin de bulunabilecegini gösteren indikatör bakteriler.

KOLLEKTÖR [ Collectors ] Gaz, sivi yada katilardan kirleticileri ayirip toplayan kirlilik denetleme aygiti.

KOLLOIDLER [ Colloids ] Büyüklügü 10-1000 angstrom arasinda degisen, bir baska madde de asili, çok küçük parçaciklar.

KOMPOSTLAMA [ Composting ] Kati atik ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüstürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

KONTROL BENDI [ Check dam ] Özellikle toprak erozyonunu denetlemek amaciyla kullanilan, suyun ve molozun kanaldaki akisini geciktirmeye yönelik küçük bent.

KONTUR SERIDI MADENCILIGI [ Contour strip mining ] Kontur hatlari boyunca yapilan yüzey madenciligi.

KORIDOR GELISIMI [ Corridor development ] Serit biçimindeki gelisim.

KORUMA [ Conservation ] Dogal ve insanlarin olusturdugu çevre kaynaklarinin ( madenler, su, ormanlar, balik yataklari, vahsi yasam vb. ) tükenme ve israfa karsi ve ayni zamanda güzelliginin bozulmamasi amaciyla korunmasi, yönetimi ve akilci kullanimi.

KORUMA [ Preservation ] Özellikle geçmisten kalma yapilarin yararli durumunun, bakimla mümkün oldugu kadar uzun süre korunmasi süreci.

KORUMA SERIDI [ Shelter belt ] Topragi rüzgar erozyonundan korumak için dikilen agaçlar ve çalilar.

KOZMIK ISINLAR [ Cosmic rays ] Uzaydan gelen alfa, beta ve gamma isinlari. Bu isinlar yeryüzünü etkileyen karmasik bir radyasyon ( isima ) sistemi olusturur.

KÖMÜR KALITESI [ Coal rank ] Bir kömürün digerlerine göre kalite düzeyi.

KÖMÜR-SU KARISIMI [ Coal-water mixture ] Boru hatlarinda, tankerlerde vb. gerçekslesen, kirlilige yol açmadan ayrilmasi zor olan karisim.

KÖPÜK GIDERICILER [ Antifoamants, defoamants ] Köpürmeyi azaltmada kullanilan veya köpük olusumunu denetlemek için deterjanlara eklenen kimyasal maddeler.

KRISTALLESTIRME [ Crystallization ] Sivi atiklarin aritilmasinda atik maddeden suyu ayirmak için kullanilan yöntem.

KRITIK ALANLAR [ Critical areas ] Bataklik ve su taskinlarina açik alanlar gibi siki gelisim kontrolü gerektiren, çevresel yönden hassas yada tehlikeli alanlar. Bazen tarihsel ve arkeolojik yönden özellik tasiyan yöreleri anlatmak için de kullanilir.

KRIYOSFER [ Cryosphere ] Yeryüzündeki kar ve buz çökeltilerinin bütünü.

KULLANICI DOSTU [ User friendly ] Nasil kullanilacagi konusunda açiklayici bilgi verilmeden nispeten kolayca kullanilabilen makineler ve bilgisayar yazilimini ifade eden niteleme.

KULLANILABILIR BESIN [ Available nurient ] Büyüme için özümlenebilecek durumdaki besleyici eleman yada bilesik miktari.

KULLANMA SUYU [ Potable water ] Asiri mineral yada tuz yogunlugu tasimayan, insan, hayvan yada bakterilerle ilgili zararli madde birikimi içermeyen, insanlarin tüketmesine elverisli su.

KUM FILTRESI [ Sand filter ] Atik suda askida bulunan maddeyi süzmeye yarayan kum dolu yatak.

KURAKÇIL BITKI [ Xerophyte ] Kurak kosullarda yasayabilen bitki.

KURSUN [ Lead ] Biriken bir zehir olup küçük bir miktarlari bile ciddi hastaliklara yada ölümlere yol açan, dogal çevrede bulunan inorganik bir eleman. Bilinen en eski su kirleticilerinden biridir ve kursun borulari su dagitim sebekesinde kullanilmalari sonucu olusur. Havada bulunan kursunun büyük bölümü benzine katki maddesi olarak konan tetraetil kursun ( TEL ] bilesiginden kaynaklanmaktadir.

KURSUN ARSENAT [ Lead arsenate ] Bir böcek zehiri türü.

KURSUNSUZ BENZIN [ Unleaded gasoline ] Organik kursun bilesikleri katilmamis benzin.

KURUM [ Soot ] Kismi yanmadan olusan ince karbon parçaciklari yada yüksek karbon içerigine sahip parçaciklar.

KURUTMA YATAGI [ Drying bed ] Birincil islemden sonra, suyun süzülüp buharlastirilmasi için lagim çamurunun yayildigi özel alan.

KÜKÜRTÜN GIDERILMESI [ Desulfurization ] Fosil yakitlarin kükürt içeriginin tasfiye edilmesi yada azaltilmasi islemi.

KÜL [ Ash ] Yanan maddelerin biraktigi kalinti.

KÜME IMAR [ Cluster development ] Insaat alaninin aza indirmek amaciyla kümeler halinde yapilan binalar.

KÜMEKENT [ Conurbation ] Birlesmis kentsel topluluklar grubu yada agi.

LAER [ Lowest achievable emission rate ] Gerçeklestirilebilir en düsük emisyon orani.

LAGÜN [ Lagoon ] Lagim çamurunun islenmesinde kullanilan oksitleme havuzu.

LAGIM ÇUKURU [ Cesspool ] Konutlarin pis su depolama tanki.

LENITIK [ Lenitic ] Kendi kendine temizlenen, hizla akan sular.

LENTIK [ Lentic ] Göl, havuz, bataklik gibi kirlilige maruz durgun sular.

LHD [ Litre/household/day ] Litre / hane / Gün.

LIDAR (ISIK SAPTAMA VE UZAKLIK TAYINI ) [ Light detection and ranging ] uzak mesafeye yayilmis baca zerrelerini bulmaya yarayan hava kirliligiyle ilgili teknik.

LIKEN [ Lichen ] Kayalarda ve agaçlarda olusan, sülfür dioksit gibi kirletici maddelerin varligini gösteren suyosunu ve mantar birlesimi.

LIMNOLOJI [ Limnology ] Tatli sularin fiziksel, kimyasal ve biyolojik durumlarini inceleyen bilim dali.

LINDAN [ Lindane ] Klorlanmis hidrokarbonlar ailesinden dayanikli suda çözünmeyen bir tarim ilaci.

LINYIT (ESMER KÖMÜR) [ Lignite = brown coal ] Düsük kalorili bir kömür cinsi.

LITOSFER [ Lithosphere ] Genellikle yer yüzeyinden yaklasik seksin kilometre derinlige kadar uzanan yer kabugu katmani.

LIZIMETRE [ Lysimeter ] Buharlasma sonucu su kaybi oranini ölçen alet.

LIZIZ [ Lysis ] Hücrelerin tahribi (yikimi).

LNG [ Liquefied natural gas ] Sivilastirilmis dogal gaz.

LPG [ Liquified petroleum gas ] Sivilastirilmis petrol gaz.

LRT [ Light rail transport; Long range transport ] Hafif rayli ulasim; Uzun menzilli tasimacilik.

LTC [ Laboratory test chamber ] Laboratuar deneme odasi.

LV [ Limit values ] Sinir degerleri MAB [ Man and the Biosphere Programme ] Insan ve biyosfer programi.

MAC [ Maximum allowable concentration ] Izin verilebilir azami yogunluk.

MAD [ ] izin verilebilir azami doz.

MADENCILIK ATIKLARI [ Mining wastes ] Madencilik çalismalarinin sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarini kirletici etkiye sahip materyal, özellikle kaya ve maden artiklari.

MAHALLE [ Neighborhood ] Bir kentsel alandaki cografi veya yönetsel alt bölüm.

MAKROBESINLER [ Macronutrients ] Organizmalarin nispeten büyük miktarlar halinde yararlandigi karbon, hidrojen, oksijen, azot fosfor, sülfür, potasyum ve kalsiyum gibi mineral besinler.

MAKROKLIMATOLOJI [ Macroclimatology ] En büyük (gezegensel) ölçekli rejimler ve fenomenlerle ilgilenen, klimatolojinin alt dali.

MAKROTÜKETICILER [ Macroconsumers ] Parçaciklar halindeki organik maddelerle heterotrofik beslenme yoluyla enerjilerini saglayan organizmalar. MAKUL GÜNLÜK GIRIS [ ADI = acceptable daily intake ] Bir kaynagin üstesinden gelebilecegi günlük kirlilik miktari.

MALIYET ETKINLIGI ANALIZI [ Cost-effectiveness analysis ] Belirlenmis bir amaca ulasmak için mevcut olasiliklarin maliyetlerinin karsilastirilmasi. Burada her bir olasiligin dolayli ve dolaysiz tüm maliyetleri göz önüne alinarak toplam maliyeti en düsük olan seçilir.

MALIYET FAYDA ANALIZI [ Cost-benefit analysis ] Alternatif programlari, potansiyel faydalari ve olasi maliyetleri açisindan degerlendirmeye yönelik bir analiz yöntemi.

MAMUR ÇEVRE [ Built environment ] Dogal çevre üzerinde insan eliyle gerçeklestirilen degisikliklerin, yapilar, parklar vb. dahil olmak üzere, bütünü.

MANYETIK AYIRMA [ Magnetic separation ] Kati atiktaki metalleri, yeniden kullanilabilir hale getirmek için miknatis uygulama yoluyla ortamdan uzaklastirma.

MAP [ Major air pollutants ] Baslica hava kirleticileri.

MARPOL [ Marine Pollution Convention ] Deniz kirliligi sözlesmesi.

MARPOLMON [ Marine Pollution Monitoring Programme ] deniz kirliligini izleme programi.

MATC [ Maximum allowable toxic concentration ] Izin verilebilir azami zehir yogunlugu.

MCE [ Marginal cost-effectiveness ] Marjinal maliyet etkinligi.

MEDI [ Marine environment Data Information System ] Deniz çevresi veri ve bilgi sistemi.

MEGALOPOLIS [ Megalopolis ] Kümekent; birçok kentsel alanin daha büyük bir bütün halinde birlesmesi.

MEKANIK TOPLAMA [ Mechanical collection ] Hava, su ve toprak kirliliginin, daha önceden isleme tabi tutulmadan mekanik toplama yöntemiyle denetlenmesi ve önlenmesi.

MEPC [ Marine Environment Protection Committee ] Deniz Çevresini Koruma Komitesi.

MERKAPTANLAR [ Mercaptans ] Petrol rafinerilerindeki bir süreçte olusan ve kostik soda ile ovularak (yikanarak) ayrilan, keskin kötü kokulu, sülfür içeren organik bilesikler.

METALIK HURDA [ Scrap ] Islenen metallerin kullanilmamis ve atilan parçalari.

METAN [ Methane ] Bataklik topraklarda, lagim sularinda ve ayrica kömür madenlerinde organik maddenin anaerobik kosullarda ayrismasindan olusan, genellikle batakli gazi olarak adlandirilan, dogal, renksiz gaz. Atmosferde yogunlugunun artmasi "sera etki"ne katkida bulunur.

METROPOLITEN ALAN (ANAKENT ALANI) [ Metropolitan area ] Büyük sehir ve ekonomik, toplumsal ve siyasal-idari etkenler nedeniyle ona bagli civar yöreler.

METRUK ARAZI [ Derelict land ] Terkedilmis, kullanilmayan arazi; bos kalan arazi (nadas arazisi).

MEZOPOZ [ Mezopause ] Mezosferin üst kismi.

MEZOSFER [ Mesosphere ] Meteoritlerin (göktaslarinin) yanip yok oldugu sanilan, stratosferlerle termosfer arasindaki bölge.

MIKROBESINLER [ Micronutrients ] Organizmalarin çok küçük miktarlarda yararlandigi mineral besinler.

MIKROIKLIM [ Microclimate ] Küzük bir alandaki yöresel iklim kosullari.

MIKROORGANIZMALAR [ Microorganisms ] Biyolojik isleme tabi tutma süreçlerinde aktif etki maddesi islevi gören ya da indirgeme faaliyetine katkida bulunan, sivi atiklarda bulunan mikroskopik bitkiler ya da hayvanlar.

MIKROPLAR [ Microbes ] Çok küçük bitkiler ve hayvanlar; hastaliga yol açan bazilari lagim suyunda bulunur.

MIKROPSUZLASTIRMA ( DEZENFEKSIYON) [ Disinfection ] Hastalik yapici organizmalarin sözgelimi klorlama yoluyla yok edilmesi.

MONOKÜLTÜR [ Monoculture ] tek bir ürün yetistirilmesi.

MP [ Melting point ] Ergime noktasi.

MPN [ Most probable number ] Bk. En olasi sayi.

MUCUR [Slag ] Cüruf, ergimis metalin yüzeyindeki pislik.

MUTAGENLER [ Mutagens ] Genleri degistirme yetenegine sahip etki maddeleri.

MUTASYON [ Mutation ] Bir genin ya da kromozomun yapisindaki aktarilabilir degisim.

MW [ Megawatt ] Megawatt; bir milyon watt büyüklügünde, isi veya elektrik üreten tesislerin kapasitelerini belirtmekte kullanilan enerji birimi.

NADIR [ Rare ] Sayilar daha da azalacak olursa varliklari tehlike altina girecek türleri ifade etmek için kullanilir.

NAP [ Noise abatement procedure ] Gürültü azaltimi yöntemi.

NDSI [Noise depreciation sensitivity index ] Gürültü kaybi duyarliligi indeksi.

NEKTON ORGANIZMALAR [ Nekton organisms ] Deniz ekosisteminin aktif olarak yüzen mürekkepbaligi, balik ve balina gibi hayvanlari.

NET YENIDEN ÜREME HIZI [ Net reproduction rate ] Mevcut dogurganlik ve ölüm hizlari sürecek olursa, ortalama bir kadin yasami süresince dogabilecek kiz çocuklarin ortalama sayisi.

NIHAI ÖRTÜ [ Final cover ] Hijyenik kurallara uygun olarak düzenlenmis bir kati atik dökme alaninda atigin üstüne serpilen en üst toprak örtü.

NIKEL [ Nickel ] Normal olarak insana zarar vermeyen, fakat sicak karbon monoksitle tepkime iliskisi içine girince öldürücü bir zehir olusturan eser element. Öldürücü zehir etkisi otomobillerde yanma sirasinda gerçeklesir.

NITRAT GIDERME [ Denitrification ] Nitrattaki azotu indirgemek yoluyla ortamdan uzaklastirmak.

NITRATLAMA [ Nitrification ] amonyum iyonunun nitrosomonas ve nitrobakter türünden mikroorganizmalar tarafindan nitrit ve nitrat iyonlarina yükseltgenme islemi.

NOKTA KAYNAK [ Point source ] Su kirliliginin bir su yoluna ulasabilecegi bagimsiz ve farkli tasiyici; egzos bacasi gibi, bagimsiz nitelik tasiyan sabit hava kirliligi.

NÖTR ATMOSFER [ Neutral atmosphere ] Sapma oraninin beher 1.000 feetlik yüksekli için 5.4 F dereceden daha az oldugu troposferin en alt katmanindaki havanin durumu. N

TP [ Normal conditions of temperature and pressure ] Normal isi ve basinç kosullari.

NUPLEKS [ Nuplex ] Sakinlerinin sagligi ve yasamasi için gerekli her seyi içeren, nükleer enerji ile çalistirilmasi düsünülen konut ve isyerlerinden olusan yapay mekanlar.

NÜFUS DAGILIMI [ Population distribution ] Topluma yönelik hizmet ve etkinliklerin yer seçimini ve toprak kullanim biçimlerini etkileyen, nüfusun mekansal daglimi.

NÜFUS DINAMIGI [ Population dynamics ] Dogum, ölüm ve göç olaylari sonucunda nüfus içinde gerçeklesen sayisal ve yapisal degisim süreci.

NÜFUS INDEKSI [ Population index ] Dolayli araçlarla gerçeklestirilen, bir nüfusun büyüklügü ya da diger özellikleriyle ilgili tahmin.

NÜFUS ÖZELLIKLERI [ Population characteristics ] Yas daglimi, mekân dagilimi, gelir modelleri, hane halki olusumu ve büyüklügü konusunda bilgi gibi, planlama açisindan gerekli bir toplulugun nüfus yapisiyla ilgili olgular.

NÜFUS PROJEKSIYONU [ Popilation projection ] Geçmis egimlerin sürecegi varsayimina dayanan, gelecekteki nüfusla ilgili öngörü.

NÜFUS SAYIMI [ Census ] Bir ülkedeki insanlarin resmi olarak belirli araliklarla sayimi.

NÜKLEER ENERJI [ Nuclear energy ] Özellikle elektrik üretimi için nükleer fizyon ya da füzyon ile olusturulan enerji. Nükleer enerji tesisleri, atik tasfiyesi ve kaza tehlikesi açisindan kaygi kaynagidir.

NWT [ Non-waste technology ] Atiksiz teknoloji.

OCS [ Outer continental shelf ] Dis kita sahanligi.

OKSIJEN ÇUKURU [ Oxygen sag ] Biyolojik solunum nedeniyle, çogunlukla geceleri, sudaki çözünmüs oksijen yogunlugundaki düsüs; açik bosaltim nedeni ile bir akarsuda ani çözünmüs oksijen düsüsü.

OKSIJEN TÜKENMESI [ Oxygen depletion ] Kimyasal ya da biyolojik kullanimla oksijenin giderilmesi ya da tüketilmesi.

OKSITLEME HAVUZLARI [ Oxidation ponds ] atik su aritiminda birincil asamada atigin stabilizasyonu için kullanilan, atik suyun oksijenlendigi ve aritildigi nispeten sig lagünler ya da havuzlar.

OKSITLEME ISLEMLERI [ Oxidation processes ] Atik suda organizmalarin biyolojik büyümesini hizlandiran, böylece organik içerigini azaltan aerobik lagim suyu isleme süreçleri.

OKSITLEYICI [ Oxidant ] Yeni bir madde olusturmak üzere havada kimyasal olarak tepkiyen, oksijen içeren madde; fotokimyasal dumanin (sisin) birincil kaynagi.

OKTANOL-SU AYRILIM KATSAYISI [ Octanol-water pattition coefficient ] Kimyasal maddelerin organik ve inorganik fazlarda çözünme oranlarini ifade eden katsayi.

OLGUN KENT [ Mature city ] Nüfusu ve ekonomik faaliyeti azami düzeye ulasmis, büyümekten çok durumunu koruma ve planli küçülme ihtiyaci içinde olan kent.

OLIGOTROFIK GÖLLER [ Oligotrophic lakes ] Ayirt edici özellikleri düsük besin düzeyi, derin sulardaki büyük miktarlarda çözünmüs oksijen, duru soguk su ve sinirli bitki yasami olan göller.

OM [ Oxidazable matter ] Oksitlenebilir madde.

ONKOJENIK [ Oncogenic ] Kanser yapici, karsinojenik.

OPTIMUM NÜFUS [ Optimum population ] Nüfus içindeki kisi basina mümkün olan en yüksek gelire olanak veren ideal nüfus yogunlugu.

ORGANOFOSFATLAR [ Organophosphates ] Böcet denetiminde kullanilan, fosfor içeren, malathion ve paration gibi kisa ömürlü (etki süresi sinirli) tarim ilaçlari .

ORMAN YETISTIRME [ Afforestation ] Orman yetistirme ya da mevcutlarin gelistirilmesi.

ORMANCILIK [ Forestry ] Kaynaklarinin en verimli kullanimini saglamak amaciyla ormanlarin ve orman arazisinin yönetimi. ORMANSIZLASTIRMA [ Deforestation ] Agaçlarin ve çaliliklarin ekilebilinir toprak kazanmak ya da kereste elde etmek amaciyla yok edilmesi. ORTALAMA YASAM UMUDU [ Life expectancy ] Bir organizmanin umulan yasam süresi. ORTAM [ Ambient ] Çevreleyen atmosfer, belli bir yerin çevresi. ORTAM GÜRÜLTÜSÜ [ Ambient noise ] Belli bir çevrede fondaki gürültü. ORTAM HAVASI [ Ambient air ] Çevreleyen atmosferin isgal ettigi siniri belli olmayan bölge; soludugumuz hava. OSINOGRAFI [ Oceanography ] Okyanuslarin ve denizlerin bütün yönleriyle bilimsel yönden incelenmesi ve arastirilmasi. OTOBUR; OTÇIL [ Herbivore ] Bitki tüketerek enerji saglayan heterotrof organizma. OTOJENIK ARDISIKLIK [ Autogenic succession ] Bir asamasinin yerini bir baska asama alirken ayni zamanda yasanilan ortami da baskalastiran ardisik dizi. OTOMOTIV EMISYONLAR [ Automotive emissions ] Tasitlardan kaynaklanan kirlilik; Yakit deposu veya karbüratörlerden olusan buharlasma, krank karteri kaçagi ve egzos borusu emisyonlari. OTOTROFLAR (KENDIBESLERLER) [ Autotrophs ] Seker, nisasta, protein, yag ve vitamin gibi moleküler yapi olusturmak için günes enerjisini tutarak ve kimyasal enerjiye dönüstürerek kendi besinini üreten, kendi kendine beslenen canlilar; fotosentetik bitkiler. OZON [ Ozone ] Oksijenden geçen elektrik bosaltimi ve radyasyonla olusan, oksijenin tepkimeci, zehirli biçimi. Solunan atmosferde tahris edici olabilir, stratosfer de ise mor ötesi isinlari süzdügü için gereklidir. OZON TABAKASI [ Ozone layer ] Zararli morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst atmosfer katmani. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere birakilmasi sonucunda ozon tabakasinin zayifladigi, bunun ise cilt kanserinde artisa yol açacagi hesaplanmaktadir. OZONOSFER [ Ozonosphere ] Yeryüzünün 20-50 kilometre üzerindeki ozon içeren atmosfer katmani (stratosferin bir bölümü). ÖGÜTME [ Milling ] Kati atiklari küçük parçaciklara indirgeme islemi. ÖLÇÜTLER [ Criteria ] Karalarin yada yargilarin dayandigi standartlar yada kurallar. ÖLDÜRÜCÜ DOZ 50 [ LD 50 = Lethal dose 50 ] Bir maddenin enenecegi canli grubunun yüzde 50'sini öldürecek tek dozluk miktari. ÖLÜM HIZI [ Death rate ] Yil ortasindaki beher 1000 bireylik nüfus itibariyla belli bir yilda gerçeklesen ölümlerin sayisi. ÖN ISLEM [ Pretreatment ] Aritmanin daha etkili olmasi içim, belli maddelerin birincil islem öncesinde atik sudan ayrilmasi süreci. ÖRGÜ [ Bradiding ] Birbirine bagli çok sayida kanali bulunan nehir korkulugu modeli. ÖRNEKLEME [ Sampling ] Kirli hava, su, vb. 'en alinan örneklerin incelenmesi; örneklerin toplanmasini ifade eder. ÖRSELENME [ Degradation ] Büyük organik moleküllerin daha küçük moleküllere ayrismasina ve dengeli materyal olusumuna yol açan süre. ÖRTÜ MALZEMESI [ Cover material ] Kati atiklarin dökülüp birakildigi çukurlarda, çukurlarin üzerini örtmekte kullanilan toprak. ÖTROFIKASYON [ Eutrophication ] Atiklarla gelen asiri besin maddelerinin vejetasyonu uyarmasiyla göllerin çözünmüs oksijen yoklugu sonucunda ölmesine kadar gidebilen yaslanma süreci. ÖZARITIM ( KENDI KENDINE TEMIZLEME ) [ Self purification ] Bir su olusumunun organik atiklarla kirlendikten sonra yeniden arinma konusundaki dogal yönelimi. ÖZÜMLEME KAPASITESI [ assimilative capacity ] Tüketilen besinleri vücut maddelerine dönüstürme yetenegi; belli maddeleri özümleme yetenegi. PAKET ARITMA TESISI [ Package treatment plant ] Prefabrik, tasinabilir, lagim suyu isleme tesisi. PARATION [ Parathion ] Son derece zehirli organofosfat tarim ilaci. PARÇACIK MADDE [ Particulate matter ] Gaz yada havada asili durabilen yada görünmeyen, kati yada sivi, toz, kum, kül ve sis gibi parçaciklar. PAS TEMIZLEME [ Scaling ] Oksitleyiciler yada diger asindirici maddelere maruz kalmis bir yüzeyde asinmanin durdurulmasi amaciyla tabakalar halindeki pasin sökülmesi islemi. PCBs [ Polychlorinated bipheyls ] Poliklorlu bifeniller. PCC [ Pollution control costs ] Kirlilik denetim faaliyetleri. PDR [ Precision depth recorder ] Hassas derinlik kayit aygiti. PEP [ Program evaluation procedures ] Program degerlendirme islemleri. PEROKSIASETIL NITRAT [ Peroxyacetyl nitrate ] ikincil nitelikte bir kirletici sayilan ve gözde tahrise yol açan fotokimyasal duman bileseni. PESTISITLER [ Pesticides ] Zararli bitki ve hayvanlari yok etmekte kullanilan, insan ürünü kimyasal maddeler. Böcek öldürücü, yaprak dökücü ve kemirgen öldürücü türden bazi tarim ilaçlari insan faaliyetleri yada genel saglik açisindan tehdit olusturabilir. PETROL DÖKÜNTÜSÜ [ Oil Spill ] Tankerlerle ham petrol tasinimi sirasinda ya da deniz dibi sondaj platformlarinda olusabilecek kazalarda denize dökülen büyük miktarlarda ham petrolün meydana getirdigi tabaka veya alan. ( Bk. Petrol kirliligi ) PETROL KIRLILIGI [ Oil pollution ] Petrolün tasinmasi yada çikarilmasi sirasinda büyük ölçüde dökülme yada sizma sonucunda kiyi sularinin ve bölgelerinin petrolle kirlenmesi. Bu tür kirlenme kus ölümlerine, deniz kabuklularinin kirlenmesine ve kiyi bölgelerinin bozulmasina yol açar. PETROL SIZINTISI [ Oil slick ] Gemilerin limanlardaki faaliyetlerinin yol açtigi, su yüzeyindeki nispeten küçük miktarlardaki petrol. PEYZAJ DÜZENLEMESI [ Landscaping ] Bitki örtüsünü, diger dogal yada insan yapimi ögeleri düzenleyerek dogal peyzaji insanlarin kullanmasi amaciyla baskalastirma sanati ve isi. PIHTILASTIRMA [ Coagulation ] ( Topaklanma, yumusaklastirma ) Fiziko-kimyasal bir ön aritma süreci. Burada atik suyu demir (III) klorür, alüminyum sülfat çözeltileri eklenerek çözünmüs veya kolloidal maddelerin yüzen ve çökelebilen katilara dönüsmesi saglanir. PIG [ Pig ] Radyoaktif materyalin gemilerle tasinmasinda ya da depolanmasinda kullanilan ve genellikle kursundan yapilma metal kap. PILE [ Pile ] Bir tür nükleer reaktör. PIREKTIN [ Pyrethin ] Genellikle tarimda kullanilan aerosol böcek öldürücü madde. PIROLIZ [ Pyrolysis ] Oksijenin bulunmadigi kosullarda atigin sicaklik etkisiyle yanmasi. PLANKTON [ Plankton ] Deniz, irmak, gölet ve göl sularinda yasayan ve akintilarla tasinana çok küçük boyutlarda hayvanlar ve bitkiler. PLUTONYUM [ Plutonium ] Nükleer enerji üretimi sirasinda olusan ve uzun bir yarilanma müddetine sahip zehirli atiklarin ortaya çikmasina yol açan eleman. POLIKLORLU BIFENILLER [ PCBs= Polychlorinated bipheyls ] Elektrik transformatörlerinde, yalitkan akiskanlardan plastige kadar çesitli ürünlerin yapiminda kullanilan son derece dayanikli zehirli endüstriyel kimyasallar sinifi; özellikle su olusumlarinda bulunur. POLIVINIL KLORID [ PVC = Polyvinyl chloride ] Yaninca hidroklorik asit yayan ve mobilya ve giysi gibi ev esyasinda bulunan ve yaygin olarak kullanilan plastik yada reçine. POM [ Particulate organic matter ] Parçacik halinde organik madde. POMPALAMA ISTASYONU [ Pumping station ] Içme suyu temin yada kanalizasyon sisteminde suyun yada lagim suyunun daha yüksek bir kota transferi için gerekli enerjiyi saglayan istasyon. POSA [ Tailings ] Tarim ürünlerinin yada maden cevherinin islenmesi sirasinda ayrilan atik yada ham madde kalintisi. PPM [ Part(s) Per million ] Milyonda bir. PPP [ Polluter pays principle ] Kirleten öder ilkesi. PSD [ Particle size distribution ] Parçacik büyüklük dagilimi. PUSLU ÇEVRE [ Mesic environment ] Ince bir sis tabakasinin hiç kaybolmadigi nemli çevre. PÜSKÜRTÜCÜ [ Propelllant ] Basinç altindaki siviyi püskürtmek için kullanilan araci kimyasal. Genellikle kloroflorokarbonlardan olisan bu gazlar aerosl püskürtme kutularinda püskürtücü olacakta yaygin biçimde kullanilir. PVS [ Polyvinyl choloride ] Polivinil klorür. RA [ Risk assesment ] Risk degerlendirmesi. RAD [ Roentgen absorbed dose ] Sogurulmus radyasyon dozu birimi. RADON [ Radon ] Topragin ya da kayalarin havaya saldigi dogal radyoaktif gaz; bu gaz yetersiz havalandirilmis binalarda birikebilir ve sagligi tehlikeye sokar. RADYASYON [ Radiation ] Elektromanyetik dalgalar ya da parçaciklar biçimindeki enerji emisyonu (yayimi) ya da aktarimi. RADYASYON TEHLIKESI [ Radiation hazard ] Radyoaktif maddelerin yaydiklari parçaciklarin ve isinlarin yol açtigi tehlike; büyük dozlar hizli ölüme neden olur, buna karsilik düsük düzeyde radyasyona maruz kalinmasi, kanser riskinde artisa yol açar. RADYOAKTIF ATIK [ Radioactive waste ] Nükleer reaktör islemlerinden ya da tipta arastirma, askeri ve sinai etkinlikler gibi kaynaklardan üretilen atik. RADYOAKTIF SERPINTI [ Radioactive fallout ] Radyoaktif parçaciklarin yer yüzeyine inmesi; ya da radyoaktif parçaciklarin kendisi. RADYOJENIK [ Radiogenic ] Radyoaktif ayrismadan olusan madde. RADYONÜKLID [ Radionuclide ] Radyoaktif çekirdek. RAHATSIZ EDICI KOKU [ Odor nuisance ] Genellikle aminlerin, merkaptanlarin ya da sülfür bilesiklerinin varligindan kaynaklanan, dogal nedenlerin ya da endüstriyel islemlerin yol açtigi, arzu edilmeyen kokular. RBA [ Risk-benefit analysis ] Risk-yarar analizi. RDF [ Refuse derived fuels ] Çöpten çikarilan yakitlar. REM [ Rem ] insan dokusuna bir rad veren iyonlastirici radyasyon dozu birimi. REZERVUAR [ Reservoir ] Yapay olarak doldurulmus su olusumu; ayni zamanda her hangi bir seyin fazladan bulunan miktari. RISK FONKSIYONU (DENKLEMI) [ Risk function ] Bir hedefe yönelik zarar riskiyle, o hedefin maruz kaldigi hava kirleticilerinin yogunlugu arasindaki iliski. RÖNTGEN [ Roentgen ] Radyasyona maruz kalma birimi. RÜZGAR DIZILERI [ Windrows ] Rüzgarin dogal etkisiyle havalanma saglamak için, alanlar üzerine siralar halinde yayilmis kati atik kümeleri. RÜZGAR ENERJISI [ Wind power ] Yel degirmenlerinde ve rüzgar jeneratörlerinde oldugu gibi, rüzgar gücü kullanilarak enerji üretimi. RÜZGAR PROFILI [ Wind profile ] Rüzgar hizindaki degisimlerin, yüksekligin ve mesafenin bir fonksiyonu olarak, grafik halinde gösterilmesi. RÜZGAR TÜNELI [ Wind tunnel ] Havanin düzgün bir hizla geçebilecegi kanal; hava akimi modellerinin arastirilmasinda kullanilir. RÜZGARÖLÇER [ Anemometre ] Rüzgar hizini ölçmeye yarayan aygit. SABIT GAZ [ Intert gas ] Özellikle petrol tankerlerinde bos yerleri doldurmak için kullanilan, olagan kosullarda baska maddelerle tepkime iliskisi içine girmeyen buhar SABIT KAYNAK [ Stationary source ] Sabit konumdaki hava kirliligi kaynagi. Örnek: Enerji santralleri ya da atik yakma tesisleri. SABIT YÜKSEKLIK NOKTASI [ Bench mark ] Özellikle harita yapiminda kullanilan, bir yükseklik ya da uzaklik için referans noktasi islevi gören, sabit yükseklikteki bir yer üzerindeki isaret. SAÇILMA [ Scattering ] Bir parçacikla veya parçacik sistemiyle çarpismanin yol açtigi, gelen parçacigin veya gelen radyasyonun dogrultusunda veya enerjisinde degisme süreci. SAGLIK [ Health ] Dünya Saglik Örgütü'nün tanimiyla, "sadece hastalik ya da sakatligin yoklugu degil; fiziksel, zihinsel ve toplumsal yönden tam bir iyilik hali"dir. SAGLIGA DOKUNAN [ Deleterious ] Zararli. SAGLIK MÜHENDISLIGI [ Sanitary engineering ] Su saglanmasi, kanalizasyon ve kati atik sistemleri, saglik koruma ve gidalarin islenmesi, kemirgen ve böcek denetimi ve radyasyon denetimi gibi konulari içeren bir mühendislik dali. SALMONELLA [ Salmonella ] Gida zehirlenmesine yol açan ve tifo tasiyabilen, hastalik yapici bakteriler. SAM [ Sound absorption material ] Sesi sogurucu madde. SANAYI ALANI [ Industrial are ] Sanayileri barindirmak amaciyla ve sanayi parki kullanimina yönelik olarak planlanmis, bir kentin içindeki ya da yöresindeki alan. SAPMA [ Variance ] Belli bir yasanin, kuralin ya da düzenlemenin uygulanmasindaki istisna. SAPMA ORANI [ Lapse rate ] Yüksekligin artmasiyla isida meydana gelen düsme orani. SAPROFITLER [ Saprophystes ] Organik maddeleri ayristirarak yasayan bitkiler. SAPROPEL [ Sapropel ] Oksijensiz kosullarda derin suda olusan çökelti katmani. SAPTAMA SINIRI [ Detection limit ] Bir maddenin saptanabilir hale geldigi sinir. SAPTIRMA BENDI [ Diversion dam ] Suyun bütününün ya da bir bölümünün akisini saptirmak için bir akarsu üzerine insa edilen set. SARI KEK [ Yellowcake ] Uranyum oksit. SARNIÇ [ Cistem ] Yeraltinda ya da kapali (örtülü) durumda bulunan, insan yapisi su depolama tesisi. SAVAK [ Weir ] aritma tesislerinin çikisinda suya sabit bir debi saglamak üzere konulan dikey engel. SCOPE [ Scientific Committee on Problems of the Environment ] Çevre sorunlari bilimsel komitesi. SD [ Standard deviation ] Standart sapma. SEL SUYU KANALI [ Storm sewer ] Kar ve yagmur sonucu olusan yüzeysel sel suyu akisini toplamak üzere insa edilmis kanal. SENTETIK YAKITLAR [ Synthetic fuels ] Dogal olarak tabiatta bulunmayan, özellikle kömür, petrol sisti ve katran kumu gibi fosil yakitlardan birtakim islemler sonucu üretilen yakitlar. SENTEZ GAZI [ SYNGAS = Synthesis gas ] Kor halindeki kok ya da benzer artiklar üzerinden buhar geçirmek suretiyle elde edilen karbonmonoksit-hidrojen karisimi gaz. Uygun katalizörlerle çesitli kimyasal maddelerin üretiminde kullanilir. SEPTIK ALAN [ Septic field ] Septik tank (fosoptik) sisteminde, sivi atigin bir tasfiye sistemine bosaltildigi ikincil evre. SEPTIK TANK (FOSOPTIK) [ Septic tank ] Kanalizasyon sistemlerine bagli olmayan konutlardan gelen lagim suyunu isleme tabi tutan, yeraltindaki geçirimsiz tank. SERA ETKISI [ Greenhouse effect ] basta karbon dioksit olmak üzere bazi atmosferik gazlar sera caminin etkisini andirir bir etkiye sahiptir; isigi geçirir ama isiyi içerde tutar ve isi artisina yol açar. Atmosfer ile yer arasindaki isi dengesi, sanayilesmedeki ve fosil yakitlarin yanmasindaki artistan kaynaklanan atmosferik karbon dioksit artislarindan etkilenir; bu ise atmosferdeki ortalama isiyi yükseltir. Bu gelismenin, buzullarin erimesi ve okyanusun yükselmesi gibi genis kapsamli sonuçlar doguran iklim degismelerine yol açmasindan korkulmaktadir. SERPINTI [ Fallout ] Nükleer patlamadan sonra atmosferde kalan ve yagmur ya da diger meteorolojik olaylarla yeryüzüne inen radyoaktif toz. SERTLIK [ Hardness ] Bir suyun içerdigi kalsiyum ve magnezyum iyonlarinin toplam miktari. SES BASINÇ DÜZEYI [ Sound pressure level ] Desibel (dB) olarak ölçülen ses yogunlugu. SFD [ Single family dwelling ] Tek aileli konut. SICAK SU KIRLILIGI [ Thermal pollution ] Çesitli nedenlerle isinmis suyun su kaynaklarina akitilmasiyla, ortamin isinin, içindeki canlilar için zararli sonuçlar yaratacak düzeye gelmesi,. Sicak su kirliliginin olumsuz etkilerinden birisi, mavi-yesil suyosunlarinin çogalmasina yardim ederek su ortamindaki ötrofikasyonu hizlandirmasidir. SIHHI ATIK SU SISTEMI [ Sanitary sewer ] Atik suyu konutlardan veya isyerlerinden alip tasiyan atik su sistemi; kanalizasyon. SIHHI ATIK GÖMME ÇUKURU [ Sanitary landfill ] kati atiklarin her gün, sikistirilmis ve toprakla örtülmüs katmanlar halinde gömüldügü çukurlar. Doldurulan alanlar yesillendirilip park haline getirilebilir. SIKISTIRMA [ Compaction ] Atik maddenin fiziksel olarak küçültülmesi. SINIR ÖTESI KIRLILIK [ Transboundary pollution, transfrontier polltion ] Bir ülkedeki emisyonlarin genellikle hava ya da su ile tasinarak bir diger ülkeyi etkilemesi. SIYIRMA [ Skimming ] Suyun yüzeyinden petrolün ya da pislik katmaninin mekanik yöntemle alinmasi. SIZDIRMA [ Leaching ] Yagmur suyunun etkisiyle kirletici sizintinin bir toprak ya da atik materyal katmanindan ayrilmasi süreci. SIZDIRMA ALANI [ Leaching field ] Atik sivinin foseptikten civardaki topraga geçmesine ve sizarak filtre edilmesine olanak saglayan, kapali hendekler içindeki açik boru sistemi. SIZINTI [ Seepage ] yüzey suyunun topraktan geçerek asagilara yönelmesi hareketi. SIKLON KOLLEKTÖRÜ [ Cyclone separator ] Merkezkaç kuvvetiyle ve mekanik olarak çalisan, büyük parçaciklari ortamdan uzaklastirarak hava kirliligini denetlemeye yarayan aygit. SILT [ Silt ] Inorganik karakterli çökelti. SINERJISTIK ETKI [ Synergistic effect ] Kimyasal maddelerin ve süreçlerin öngörülemeyen kombinasyonlar olusturarak beraber tepkimeye girme ve bunun sonucunda da tek baslarina sahip olduklarindan belirgin bir biçimde daha güçlü ya da bütünüyle farkli bir etki gösterme egilimleri. SIS [ Fog ] Atmosferde asili durumdaki görülebilir nem,Görüsün 1000 metrenin altina düstügü atmosfer olayi. SISLENDIRME [ Fogging ] Sivi durumdaki bir kimyasal maddeyi hizla isitarak dumana benzeyen çok küçük zerreler olusturmasini saglama yoluyla yapilan zararlilara karsi ilaçlama. Sivrisinek ve karasineklerle mücadelede kullanilir. SIYAH DUMAN [ Black smoke ] kömürün yanmasindan ya da herhangi bir baska fosil yakitin yanmasindan olusan duman. SIYAH GELGIT [ Black tide ] Petrol döküntüleriyle kirlenmis deniz. SIYAH KAR [ Black snow ] atmosferin parçaciklarla yogun biçimde yüklenmis bir bölümünden inen kar. SIYAH YAG [ Black oil ] Siyah hidrokarbon; renksiz yaglarin tersine, daha koyu renkli yaglar. SIYAH YAGMUR [ Black rain ] Petrol döküntüsü, petrol kuyusu veya orman yangini gibi nedenlerle atmosfere dagilan kurumun yagisla yeryüzüne inmesi. SIYANÜR [ Cyanides ] Hidrosiyanik asitin son derece zararli tuzlari. Siyanür içeren endüstriyel atik su, su kirliligine önemli katkida bulunur. SNG [ Subtitute natural gas ] yardimci dogal gaz. SOGURUCULAR [ Absorbers ] Kirli bir gaz emisyonunda gaz karsimi içindeki bilesenleri sivi ortama aktarmakta kullanilan hava kirliligi denetleme cihazlari. SOGUTMA HAVUZU [ Cooling pond ] Nükleer reaktörden yayilan yakit elemanlarinin depolandigi ve kisa ömürlü fizyon ürünlerinin parçalanmasina olanak veren büyük su tanki. SOGUTMA KULESI [ Cooling tower ] Termik santrallerde veya endüstride kullanilan sogutma suyunun islem sonrasi isisini almak için kullanilan yapi. Burada sogutma isleminden sonra isinan sogutma suyu kulenin tepesindeki difüzörlerden asagiya püskürtülerek isinin kulesin altindan üflenen havaya geçmesi saglanir. SONIK PATLAMA [ Sonic boom ] Süpersonik patlama diye de adlandirilir. Ses hizini asan bir hizda giden uçagin olusturdugu patlamali gürültü. Bu olay gürültü kirliligine yol açar. STABILIZASYON [ Stabilization ] Atiklardaki aktif organik maddenin nötr materyale dönüsmesi. STANDARTLAR [ Standards ] Kirleticilere maruz kalma konumunda asilmamasi gereken düzeyleri gösteren kurallar. STP [ Standard conditions of temperature and pressure ] Standart isi ve basinç kosullari. STRATOPOZ [ Stratopause ] Stratosferin üst siniri. STRATOSFER [ Stratosphere ] Troposfer üzerinde uzanan ve çok düsük nemlilik kosullarina sahip üst atmosfer katmani. Atmosferin 15-50 km. yükseklik arasindaki tabakasi. SU ARITMA [ Water treatment ] Çökeltme, pihtilastirma, filtrasyon, dezenfeksiyon, yumusatma ve havalandirma gibi, sudaki zararli maddeleri giderici ve suyu kullanilir veya içilir hale getirici islemler. SU AYIRIM HATTI [ Watershed ] Denaj havzalarini ayiran yükseltilmis sinir hatti. SU BASI [ Headwater ] Bir akarsuyun ya da irmagin genellikle yükseklerde bulunan kaynagi ve yukari kesimleri. SU ESOSISTEMI [ Aquatic ecosystem ] Kara (tatli su) ve deniz (okyanus) ile ilgili su ekosistemleri. SU HAKLARI [Water rights ] Balikçilik ve gemicilik haklari, suyun kaynak disi kullanimi haklari vb. dahil, su kullanimiyla ilglii olarak düzenlenmis haklar. SU KALITESI STANDARTLARI [ Water quality standars ] Konutlarin kullanmasi, sulama, balik üretimi, endüstriyel kullanim ya da enerji üretimi gibi belirli amaçlarla kullanilacak su ile ilgili olarak uyulmasi gereken kurallar ve sinirlar. SU KAYBI [ Evapotranspiration ] Terleme yoluyla bitkilerden ve çesitli sekillerde yerin yüzeyinden buharlasan toplam su miktari. SU KAYNAKLARI YÖNETIMI [ Water resources management ] Su kaynaklarinin saglanmasi, kullanilmasi, korunmasi ve dagitim gibi etkinlikleri içeren yönetim. SU KIRLILIGI [ Water pollution ] Suyun yararli kullanimini etkileyecek miktarlarda kimyasal, fiziksel ya da biyolojik maddelerin katilmasiyla kalitesinin bozulmasi. Su kirlenmesinin en yaygin kaynaklari; yetersiz evsel atik su aritma tesisleri, endüstriyel atiklarin bosaltilmasi, yüzeysel akis, madencilik faaliyetleri ve sulamadir. SU KORUMA [ Water conservation ] Konutlarin, sanayinin ve tarimin tükettigi su miktarinin azaltilmasina yönelik programlar ve yöntemler. Uygulama örnekleri genellikle yüzeysel akisin yeniden kullanilmasi, rezervuarlardaki buharlasmanin azaltilmasi ve yeniden islenmis suyun endüstriyel amaçlarla kullanilmasi gibi alanlarda görülür. Çifte boru tesisati sisteminin, gelecek yillarda suyun yeniden islenme yüzdesinin artmasi sonucunu dogurmasi beklenmektedir. SUDA ÜRÜN YETISTIRILMESI [ Aquaculture ] Tatli veya tuzlu suda yasayan organizmalarin üretimlerinin yapay olarak hizlandirilmasi yöntemi. SU SAGLAMA SISTEMI [ Water supply system ] Içme suyunun kaynaktan tüketiciye kadar toplanmasi, islenmesi, depolanmasi ve dagitimi. SU SERTLIGI [ Water hardness ] Suda kalsiyum karbonat ve diger kimyasal maddelerin bulunmasindan kaynaklanan su sertligi köpürmeyi önler ve su üzerinde birikinti olusmasina yol açar. Su, kireç ve soda külü ile isleme tabi tutularak ve filtre edilerek ya da gözenekli bir katyondan geçirilerek yumusatilabilir. SU STERILAZSOYU [ Water sterilization ] Aritmadan sonra içme suyuna uygulanan islem. SU TOPLAMA [ Impound ] Hidroelektrik enerji üretimi, içme suyu saglanmasi ya da sulama gibi amaçlarla su toplanmasi ve depolanmasi. SU TOPLAMA HAVZASI (DRENAJ HAVZASI) [ Drainage basin ] yagis sularinin belirli bir çikisa dogru sürekli olarak aksanini saglayan arazi parçasi. SU TUTMA HAVZASI [ Catchment ] Yagis sularini alip toplayan drenaj havzasi. SU YUMUSATICILARI [ Water softeners ] Suyu iyon degisimi islemiyle yumusatan mineral bilesikler. SULAK ALANLAR [ Wetlands ] Doymus toprak kosullari gerektiren bitki örtüsünü ya da su yasamini besleyecek yeterli yer üstü ya da yer alti sularina sahip, turbalik ve bataklik gibi alanlar; birçok balik ve su kusu türü için yetisme ortami saglayan önemli vahsi yasam ortamlari. SULU OKSITLEME [ Wet oxidation ] Sicak gazlarin olusumuna yol açan alevsiz yanma yöntemiyle, son derece yogunlastirilmis çamurun parçalanmasi. SULU YIKAYICI [ Wet scrubber ] Kabarciklanan atik gazi sividan geçirerek ya da siviyi gaz akintisina püskürterek, parçaciklarin ya da gazlarin giderilmesi için kullanilan hava kirliligi denetleme aygiti. SUSUZLASTIRILMIS ÇAMUR [ Dewatered sludge ] Yanmaya ya da gübre olarak kullanilmaya elverisli bir kivama getirmek amaciyla sivi içerigini azaltici isleme tabi tutulmus lagim çamuru. SUYLA TASINAN HASTALIKLAR [ Waterborne diseases ] Genellikle kirlilik bulasmis suyla tasinan kolera, tifo, çiçek, dizanteri, mide ve bagirsak iltihabi, hepatit gibi salgin hastaliklar. SUYUN SIZMASI [ Percolation ] Suyun kayalardan ya da topraktan asagilara dogru sizarak (süzülerek) inmesi. SUYUN TEKRAR KULLANIMI [ Water reuse ] Atik suyun aritimindan sonra alici ortama desarj edilmeyip özellikle sulama amaciyla kullanilmasi. SUYUN TEMIZLENMESI [ Water purification ] Içme suyu üretmek için gerekli yöntemlerin bir parçasi olarak filtrasyon, kimyasal islemler, damitma ya da dondurma islemleri yoluyla suyun isleme tabi tutulmasi. SÜLFÜR (KÜKÜRT) [ Sulfur ] Çok çesitli ticari ve tibbi kullanim alanlarina sahip, metalik olmayan eleman. SÜLFÜR (KÜKÜRT) DÖNGÜSÜ [ Sulfur cycle ] Kükürt içeren bilesiklerin biyosfer, hidrosfer, atmosfer ve litosferdeki çevrimi. SÜLFÜR (KÜKÜRT) DIOKSIT [ Sulfur dioxide ] Sülfürün havada yanmasiyla olusan renksiz, tahris edici keskin kokulu gaz; çogu yakitta bulunan sülfürün yanmasindan olusan belli basli hava kirleticilerinden biri. SÜLFÜR (KÜKÜRT) TRIOKSIT [ Sulfur trioxide ] Kükürt dioksitin atmosferde katalitik ya da fotokimyasal süreçlerle yükseltgendigi üç oksijen ve bir kükürt atomundan olusan bilesik. Havadaki nem ile sülfürik aside dönüsür ve asit yagmuruna neden olur. SÜLFÜRIK ASIT [ Sulfuric acid ] Saf haldeyken renksiz durumdaki koyu yagli sivi. En yaygin kullanilan, son derece zehirli ve asindirici bir endüstriyel kimyasal maddedir. SÜPRÜNTÜ [ Litter ] Sokaklara, karayollarina ve bos arsalara gelisigüzel atilip saçilmis kati atik. SÜRAT TRENI [ Bullet train ] Son derece süratli tren. SÜRDÜRÜLEBILIR GELISME [ Sustainable development ] Simdiki kusaklarin ihtiyaçlarinin gelecek kusaklarin ihtiyaçlarini tehlikeye atmadan karsilanmasina olanak veren ekonomik büyüme politikalari. SÜZME [ Filtration ] Sivi atik aritiminda kullanilan, bakterileri ve diger organizmalari azaltirken çökelmemis atik maddeyi ve koloidleri ayiran ve atigi taneli maddelerden olusan bir katmandan geçirerek süzme saglayan islem. Lagim suyu aritim filtreleri genellikle kumlu filtrelerdir, basinçli süzme ise çamurun suyunun ayrilmasinda kullanilir. SÜZÜLME [ Infiltration ] Yüzeyden akan suyu topragin sogurmasi; topragin suyu akarsulara ve yüzey akintilarina asamali olarak birakan bir depo gibi islev görmesine olanak saglayan süzülme (sizma) süreci. SYNDET [ Synthetic detergent ] Sentetik deterjan. SERIT GELISME [ Strip development = Ribbon development ] Bir ana caddenin uzunlugu boyunca olusan, yogun , büyük kismi ticari amaçli yapilanma. TABAN ALANI KATSAYISI [ Floor area ratio ] Bir bina arsasinin toplam büyüklügü ile o arsa üzerine insa edilecek binanin izin verilen azami taban alani arasindaki oran. TAHRIS EDICI [ Irritant ] Gözlerde rahatsizliga yada ciltte kasintiya yol açan, havayla tasinan kirletici. TAKSONOMI [ Taxonomy ] Organizmalari siniflandirma bilimi. TARIMSAL KIRLILIK [ Agricultural pollution ] Tarimsal faaliyet sonucu olusan sivi ve kati atiklar. TARIMSAL (EKO) SISTEM [ Agro(eco) system ] Tarimsal faaliyetlerle çevreleri arasindaki iliski. TARIMSAL ORMANCILIK [ Agroforestry ] Tarim ürünleri yada hayvanlarla ayni toprakta agaç veya benzeri bitkiler yetistirmeye yönelik, tarim ve ormancilik yöntemlerini birlestiren toprak yönetimi teknikleri. TARIHI KORUMA [ Historic preservation ] Gelecek kusaklara yönelik olarak tarihsel varliklarin saptanmasi, degerlendirilmesi, korunmasi, bakimi, restorasyonu ve yeniden kurulmasi. TASFIYE [ Disposal ] Bir maddenin tasfiyesi yada isleme ugratilmasi süreci. Atik tasfiyesi, atik suyunun isleme tabi tutulmasi ve kati atiklarin islenmesini ifade eder. TASIMA KAPASITESI [ Carrying capacity ] Bir sistemin çevre niteligi bozulmadan nüfusta meydana gelen artisi kaldirma konusundaki azami yetenegi. TASIYICI [ Vector ] Hastalik, parazit yada enfeksiyon tasiyan organizma. TASKIN [ Flood ] Topragin geçici olarak bir akarsu yada çok miktarda yagmur veya diger nedenlerle olusan büyük su kütlelerinin baskinina ugramasi. TASKIN ALAN [ Flood plain ] Bir taskin kaynaginin bitisiginde olup vadi tabanini olusturan ve genellikle taskina ugrayan arazi. TASKIN ALANI YÖNETIMI [ Flood plain management ] Taskin alanlarinin kullanilabilmesi ve taskinlardan en az zarar görmesi için düzenlenmis planlama ve uygulama. Bu alanlardaki imarin tipini; yogunlugunu ve yapisal seklini belirleyen yönetmelikler, taskin alani yönetiminin esasini olusturur. TASKIN DENETIMI [ Flood control ] Taskinlarin yol açtigi zarari denetlemek yada asgariye indirmek için kullanilan set, kanal, bent ve baraj gibi teknikler. TATLI SU KAYNAKLARI [ Freshwater bodies ] Göletler, göller, pinarlar, çaylar, irmaklar, dereler,vb. TEHDIT ALTINDAKI TÜRLER [ Endangered speciies ] Bütünüyle yada önemli bir bölümü itibariyle tükenme tehlikesi altindaki fauna ve flora. TEHDIT ALTINDAKI TÜRLER [ Threatened species ] Nadir bulunan ve yakin gelecekte varliklarini sürdürmeleri çesitli nedenlerle zorlanabilecek olan türler. TEHLIKELI ATIKLAR [ Hazardous wastes ] Geregince yönetilmedigi takdirde insan sagligi ve çevre için tehlike olusturan, hastaliga yada ölüme yol açabilen maddeler içeren atiklar. Özellikle hidrokarbonlar gibi tutusabilir atikalr, asitler ve alkaliler gibi asindirici atiklar, kendiliginden tepkimeye yatkin reaktif atiklar, tarim ilaçlari, arsenik bilesikleri, radyoaktif bilesikler, kadmiyum bilesikleri vb. TEK KULLANMALIK [ Disposable ] Bir kez kullandiktan sonra atmaya yönelik. TEK YÖNLÜ PAKETLEME [ One way packging ] Geri kazanilmayan paketleme ; bir kez kullanilip atilan paketleme. TEL [ Tetraethyl lead ] Tetraetil kursun. TEMEL PROFIL [ Baseline profile ] Yapay bozulmalardan önce bir bölgede bulunan çevre kosullarinin ve organizmalarin arastirilmasi. TEMIZ TEKNOLOJILER [ Clean technologies ] Kirlieticii etkileri olmayan teknolojiler. TEMIZLEME [ Purification ] Organik, ayrisabilen materyalin sabit, kararli materyale dönüstürülmesi islemi; lagim suyu isleme sürecinin bir bölümü; suya uygulandiginda, bu islem klorlama yada havalandirma gibi islemlerle zararli bakterilerin yok edilmesi anlamina gelir; hava açisindan ise atmosferin parçaciklardan temizlenmesi demektir. TERASLAMA [ Terracing ] Suyun yüzeysel akisini denetlemek ve toprak erozyonunu asgariye indirmek amaciyla bir yamacin konturu üzerine kurulan toprak set. TERMIK SANTRAL [ Fossil fuel plant ] Fosil yakit kullanan elektrik santrali. TERMOSFER [ Thermosphere ] Mezopozun üzerinde bulunan ve yükseldikçe isinin arttigi atmosfer katmani. TERS OZMOZ [ Reverse osmosis ] Yüksek çogunluktaki çözeltilerde çözücünün basinç altinda filtrelerden geçerek daha düsük yogunluktaki çözeltiye dogru hareketi; arzu edilmeyen çözünmüs katilarin ve kolloidlerin giderilmesi için suyun isleme tabi tutulmasinda kullanilir. TESVIYE [ Grading ] Islevsel olarak toprak yüzeyi ve alti drenaj modelleri kurmak ve toprak erozyonunu asgariye indirmek, görünüsü iyilestirmek, sulamayi kolaylastirmak yada fazla topragi en yararli biçimde dagitmak için bir yerin profilinin yeniden olusturulmasi. TETRAETIL KURSUN [ TEL= Tetraethyl lead ] Çok zehirli organik kimyasal madde. Belirli miktarda petrol yakitina katildiginda tortulanmayi önler, yakitin oktan sayisini arttirarak motordan daha iyi verim alinmasini saglar. Eksoz borusundan atilan inorganik haldeki kursun insan sagligi açisindan tehlike yarattigindan yakitlara kursun bilesikleri ilavesine karsi çesitli yasal önlemler uygulanmasina baslanmistir. TETRAMETIL KURSUN [ TML = tetramethyl lead ] Benzinde vuruntu önleyici etki maddesi olarak kullanilan tetraetil kursuna benzeyen, ama ondan daha aktif olan bir kimyasal madde. THP [ Toxicity, hazard, persistence ] Zehirlilik, tehlike, dayaniklilik. TIRMANMA [ Entrainment ] Gaz veya sivilarda çökelti halde veya askida bulunana partikül maddelerin dikey tasima güçleri araciligi ile asagidan yukari dogru hareketi. TICARI ATIKLAR [ Trade effluents ] isyeri atiklari. TVL [ Threshold limit value ] Esik siniri degeri. TMF [ Tropical moist forest ] Tropikal nem ormani. TML [ Tetramethyl lead ] Tetra metil kursun. TNEL [ Total noise exposure level ] Toplam gürültüye maruz kalma düzeyi. TNR [ Total noise rating ] Toplam gürültü degerlendirmesi. TOKSIKOLOJI [ Toxicology ] Zehirleri ve etkilerini, etkime mekanizmalarini ve aritilma yöntemlerini inceleyen bilim dali. TOLERANS [ Tolerance ] Bir organizmanin çevresindeki degisimlerin üstesinden gelme yetenegi; insan yada hayvan besinine uygulanan bir kimyasal maddenin emniyet düzeyi. TOPAK, YUMAK [ Floc ] Biyolojik yada kimyasal etkimeyle lagim suyunda olusan kati maddeler kümesi. TOPAKLANMA, YUMAKLASTIRMA [ Flocculation ] Atik su aritimi sirasinda fizikokimyasal olarak topaklarin olusmasiyla çökelmemis atik maddelerin ortamdan syrilmasi. TOPLAMA KANALI [ Interceptor sewer ] Akintiyi ana kanallardan toplayip lagim suyu aritma tesisine tasiyan büyük kanal hatti. TOPLAMA SEBEKESI [ Collection network ] Kanalizasyon sisteminin bütünü için kullanilan terim. TOPLULUK [ Community ] Belli bir cografi alana yerlesmis ve etkilesim içinde bulunan türlerden olusan grup. TOPOGRAFYA [ Topography ] Yer yüzeyinin fiziksel biçimi. TOPRAK ÇÖKMESI [ Land subsidence ] Yer yüzeyinin çesitli nedenlerle , özellikle kömür, tuz, altin su yada petrol gibi maddelerin çikarilmasi islemleri sonucunda asagi dogru göçmesi. TOPRAK EROZYONU [ Soil erosion ] Toprak parçaciklarinin havanin etkisi ile degisip ufalanmasi ve sonra da rüzgar ve su tarafindan tasinmasi dogal süreci. TOPRAK ISLAHI [ Land reclamation ] Barajlar, kanallar ve pompalama sistemleri insa ederek topragin tarim ve gelistirme amaciyla kullanilabilecek biçimde degistirilmesi. TOPRAK KAYMASI [ Mass wasting ] Yerçekimi etkisiyle, kaya yada topragin yavas yavas yada yüksek bir hizla asagi dogru hareketi. TOPRAK KORUNMASI [ Soil consevation ] Erozyonda ötürü topragin bozulmasini, topragin denge kaybini yada bitkilerin aldigi besin maddelerinin kaybini asgariye indirmek amaciyla uygulanan toprak kullanimi yönetimi. TOPRAK KULLANIM HARITASI [ Land use map ] Bir cografi bölgedeki toprak kullanim durumunu, siyasi sinirlari, ulasim agini ve yöredeki su olusumlarini da içerecek biçimde gösteren harita. TOPRAK KULLANIM PLANI [ Land use plan ] Topragin, kamusal ve özel imar çalismalarinda dahil olmak üzere, nasil kullanilacagi konusundaki resmi öneri. TOPRAK KULLANIMI [ Land use ] Topragin sanayi, konut, dinlenme yada diger amaçlara tahsis edilis biçimleri. TOPRAK KULLANIM ARASTIRMASI [ Land use survey ] Belli bir alanda topragin kullanim biçimlerinin envanterinin çikarilmasi çalismasi. Bu çalisma, genellikle açiklamali harita olarak ve istatistik verilerle özetlenir. TOPRAK ÖRTÜSÜ [ Ground cover ] Rüzgar ve suyun yol açtigi toprak erozyonunu azaltmak amaciyla yetistirilen bitkiler. TOPRAK YÖNETIMI [ Land management ] Mevcut nüfusun ve gelecek kusaklarin ihtiyaçlari ve dogal çevrenin korunmasi bakimindan azami uzun vadeli yarari saglamak amaciyla topragin gelistirilmesini ve korunmasini amaçlayan yönetim. TOPRAKBILIM (PEDOLOJI ) [ Pedology ] Toprakla ilgili bilim. TOPRAKSAL [ Terrestiral ] Toprakla ilgili, karayla ilgili. TORTUNUN ÇÖKELMESI [ Deposition of sediment ] Akan suyun enerjisinin çökelmemis tortunun yükünü kaldiramamasi durumunda, materyalin, su sütunundan akinti yatagina çökelmesi. TOVALOP [ Tanker Owners ' Voluntary Agreement concerning Liability for Oil Pollution ] Tanker sahiplerinin petrol kirliligine iliskin sorumluluklari konusundaki gönüllü sözlesme. TOZ [ Dust ] Duman yada sisi olusturan zerrelerden daha büyük, havada asili durabilen kati parçaciklar. TRAFIK KIRLILIGI [ Traffic pollution ] Trafigin yogunlasmasi ile artan ve araçlardan kaynaklanan atmosfer ve gürültü kirliliginin olusturdugu kirlilik bütünü. TROPOPOZ [ Tropopause ] Troposferin üst siniri. TROPOSFER [ Troposphere ] Yer yüzeyindeki 0-16 kilometrelik bir yükseklige yayilan, hava olaylarinin meydana geldigi atmosferin iç katmani. TTSC [ Two stage combustion ] Iki asamali yanma. TSD [ Treatment, storage and disposal ] Isleme, depolama ve tasfiye. TURBA [ Peat ] Turbaliklarda ve batakliklarda bulunan, kismen ayrismis materyalden olusan yakit.

TURBALIK [ Fen ] Düz bataklik arazi.

TUTMA HAVZASI [ Retention basin ] Herhangi bir olagan disi nedenle fazla yüzeysel akisi alan ve uzun süreli depolama amaciyla tutan havuz yada rezervuar (depo).

TUTMA HÜCRESI [ Catch basin ] Sellerin tasidigi süprüntü ve molozlari engelleyerek kanalizasyonun tikanmasini önleyen, sokagin altindaki drenaj hücresi (odasi ).

TUTUCU [ Arrester ] Baca emisyonlarindan kaynaklanan parçaciklari toplayan mekanik toplayici.

TUTUSABILIR [ Inflammable ] Kolayca alev alan. TUTUSMA DERECESI [ Incendivity ] Alev alabilir maddelerdeki alt yanma siniri.

TUTUSTURMA [ Flaring ] Atmosferdeki fazla yada gereksiz gazin yakilmasi islemi.

TUZLU SU KARISMASI [ Salt water intrusion ] Yer alti suyuna tuzlu su bulasmasi; bu olay genellikle kiyi alanlarinda gerçeklesir. Haliçlerde gel-git olaylari ile alt akinti ile haliç içlerine tuzlu su tasinimi.

TUZLULUK [ Salinity ] Sudaki tuz miktari; dogal kaynaklardan olusabilecegi gibi atik su sizintisinda da olusur. Suyun asiri ölçüde yeniden kullanilmasi tuzlulugu agirlastirir.

TUZUNU GIDERME [ Desalination ] Insanlarin yada hayvanlarin tüketmesine elverisli hale getitmek için suyun tuzunu giderme islemi.

TÜKENME [ Depletion ] Dogal kaynaklarin azalmasi, tükenmesi, kurumasi, özellikle tüketim amaciyla kullanim, buharlasma yada sizinti dolayisiyla su kaybi.

TÜKETICI [ Consumer ] Üretici organizmalari veya kendilerinden daha zayif tüketicileri yiyerek enerji saglayan canlilar. Tüketiciler birincil, ikincil ve üçüncül gibi siniflara ayrilirlar. Birincil tüketiciler üreticileri yiyerek yasarlar. Ikincil tüketiciler birincil tüketicileri yerler vb. Örnegin ot yiyen bir geyik birincil tüketicidir. Geyigi yiyen aslan ise ikincil tüketici olmaktadir.(Bk. Üretici]

TÜR [ Species ] Bir bitki yada hayvan grubu. Grubun üyeleri arasinda yakin bir benzerlik, ortak bir köken ve sürekli bir üreme sistemi vardir. Tür, yaygin olarak kullanilan en küçük biyolojik siniflandirma birimidir.

UCS [ Uncontrolled site ] Denetimsiz çöp dökme sahasi.

UÇUCU [ Volatile ] Nispetesn düsük isilarda buharlasabilen.

UÇUCU ALERJI YAPICILAR [ Aerdallergens ] Alerjik hastaliklara yol açan bitki tozu ve polen gibi havadan gelen alerji yapicilar.

UÇUCU KÜL [ Fly ash ] Baca gazinin tasidigi düsük yogunlukta, yanici olmayan parçaciklar.

UF [ Uncertainty factor ] Belirsizlik faktörü.

UFALAMA [ Shredding ] Kati atigin daha hizli ayrismasi için küçük parçalara bölünerek küçültülmesi.

UNEP [ UNEP = United Nations Environment Programme ] Birlesmis Milletler Çevre Programi.

URANYUM [ Uranium ] Nükleer enerji üretimi için gerekli radyoaktif metalik eleman.

UYGULAMA PLANI [ Implementation plan ] Belli bir sürede çevre kalite standartlarinin karsilanmasi için yapilmasi gerekli islerin anahatlari.

UYUM [ Adaptation ] Canli organizmalarin çevre kosullarinin üstesinden gelme yetenegi.

UYUMLU BAKTERILER [ Facultative bacteri ] Hem aerobik hem de anaerobik kosullarda yasayabilen mikroorganizmalar.

UZAKTAN ALGILAMA [ Remote sensing ] elektromanyetik enerjinin bulunmasiyla, sözgelimi havadan fotograf çekme gibi, fiziksel özelliklerle ilgili uzak mesafelerden bilgi toplama yöntemi.

ÜÇÜNCÜL ARITMA [ Tertiary treatment ] Ikincil islemden sonra gelen atik suyu aritma islemi. Bu asamada, belli amaçlarla kullanmaya elverisli su elde etmek üzere organik kirleticiler, çözünmüs inorganik tuzlar, fosfor ve azot giderilir.

ÜRETICILER [ Producers ] Fotosentez ile büyüyen canlilar; bitkiler.

ÜRETIM REAKTÖRÜ [ Breeder ] Parçalanmayan atomlari, ayni ya da farkli elemanli parçalanabilir atomlara dönüstüren ve tükettiginden fazla yakit üreten reaktör.

ÜST KATMAN [ Lift ] Sihhi bir kati atik gömme isleminde, atigin sikistirilmis katmani ile nihai örtünün olusturdugu bölüm.

ÜSTÜNE DOLDURMA SISTEMI [ Load on top system ] Yakit tasiyan gemilerde denizi kirletmekten kaçinmak amaciyla yeni yüklemeyi denize dökülmeyip tanklarda birakilmis kalinti ve yikama suyu karisiminin üzerine yapma yöntemi. Daha sonra uygun tesislerin bulundugu limanlarda petrol ve su, birbirinden ayrilmak için gerekli islemlere tabii tutulurlar.

VAHSI YASAM YÖNETIMI [ Wildlife management ] Türlerin dogal ekosistemlerinde bakimi ve gelistirilmesi; çevre dengesinin ve tür çesitliliginin korunmasi.

VENTURI GAZ YIKAYICISI [ Venturi scrubbir ] Gazlardan tozu gidermeye yarayan sulu yikayici tipi.

VERI [ Data ] Analizlerde ya da yorumlarda kullanilan, sonuç çikarmaya yarayan bilgi ya da olgular.

VINIL KLORID [ Vinyl chloride ] Kanser yapabilen,

PVC gibi plastik madde üretiminde kullanilan kimyasal bilesik.

VOC [ Volatile organic compounds ] Uçucu organik bilesikler.

VOLKANIK KAYA [ Igneous rock ] Bazalt, granit ve özellikle lav gibi, ergimis ve kismen ergimis durumda katilasarak olusan kaya.

VP [ Vapor pressure ] Buhar basinci.

VS [ Volatile solids ] Uçucu katilar.

VSS [ Volatile suspended solids ] Uçucu çökelmemis kati madde.

VTOL [ Vertical takeoff and landing ] Düsey kalkis ve inis.

VURUNTU ÖNLEYICI [ Anti-knock ] Motorun daha düzgün çalismasi için yakita eklenen ve genellikle kursun içeren bilesikler.

WCED [ World Commission on Environment and Development ] Dünya çevre ve gelisme komisyonu.

WCIP [ World Climate Impact Studies Programme ] Dünya Ikliminin Etkisini Inceleme Programi.

WES [ Waste-to-energy system ] Atiktan enerjiye sistemi.

WWF [ World Wildlife Fund ] Dünya Vahsi Yasam Fonu.

WWW [ World Weather Watch ] Dünya Hava Izleme.

YARDIMCI DOGAL GAZ [ SNG = Subtite natural gas ] Herhangi bir kaynaktan elde edilen, dogal gazin özelliklerini tasiyan gaz.

YARILANMA MÜDDETI [ Half-life ] Bir radyoaktif izotopun atomlarinin yarisinin parçalanmasi için gerekli olan süre; kirletici etki süresi açisindan tarim ilaçlari ve diger kirleticiler için de bu terim uygulanir.

YAS YAPISI [ Age structure ] Nüfusun yas gruplarina göre siniflandirilmasi.

YASAM DÖNGÜSÜ [ Life cycle ] Bir canlinin yumurta döllenmesinden ölüme kadar geçirdigi degisik asamalar.

YASAM KUSAKLARI [ Life zones ] Genellikle bir örnek iklim ve toprak özelliklerine sahip alanlar ve bunun bir sonucu olarak da, tür, bilesim ve çevreye uyum bakimindan son derce bir örneklik gösteren biyota.

YASAM MEKANI [ Biotope ] Belirli bir bitki ve hayvan toplulugu için elverisli nitelikteki nispeten bir örnek çevre kosullarinin olusturdugu sinirli bir bölge.

YASAM ORTAMI [ Habitat ] Bir organizmanin yada organizma grubunun yerlestigi, fiziksel çevrenin görece bir örnekliligi ve ilgili bütün biyolojik türlerin siki etkilesimi ile belirlenen dogal çevre. Yasama ortami çöl, tropik orman, çayirlik alan, kutup tundrasi yada buz denizi olabilir.

YASAYABILIR [ Viable ] Canli, üreyen sistemler.

YAYILIM ALANI [ Range ] Biyolojik biçimlerin cografi dagilimi. Y

EDEK (ENERJI) ÜRETIM KAPASITESI [ Reserve generating capacity ] Beklenmedik enerji taleplerini karsilamaya yönelik fazladan enerji üretme kapasitesi.

YENIDEN ISLEME [ Recycling ]Özellikle kagit, cam ve plastik gibi yararli ürünlerin üretilmesi için, atik materyalin yeniden kullanilir hale getirilmesi islemi.

YENILENEBILIR ( DOGAL ) KAYNAK [ Renewable resource ] Kendini dogal biçimde yenileyen yada insan müdahalesiyle yenilenebilen, agaç, hava yada su gibi dogal kaynaklar.

YENILENEBILIR ENERJI KAYNAKLARI [ Rnewable energy sources ] Günes enerjisi, rüzgar enerjisi, jeotermal enerji, su enerjisi, biokitle enerjisi, gelgit enerjisi ve üretici nükleer enerji reaktörleri gibi kendiliginden yenilenebilir, kullanmakla eksilmeyen enerji kaynaklari.

YENILENEMEZ KAYNAK [ Nonrenewable resource ] Sinirli olarak bulunann mineral gibi dogal, kural olarak cansiz kaynak.

YERALTI SU DÜZEYI [ Water table ] Taban yataginda biriken yer alti suyunun düzeyi.

YER ALTI SUYU [ Groundwater ] Yerüstü [yüzey] su kaynaklarindan sizinti yada yagmur yoluyla yenilenen, yer yüzeyinin altinda yutaklanan su olusulari.

YER ALTI SUYU KIRLILIGI [ Groundwater pollution ] Yer alti suyu kirliliginin baslica kaynaklari lagim suyu tesisati, lagim çukurlari vb. ile kiyi bölgelerinde tuzlu su sizintilaridir.

YER ALTI SUYU ZENGINLESMESI [ Groundwater recharge ] Yagis suyu veya yüzey sularinin sizma yoluyla yer alti sularini çogaltmasi.

YERÜSTÜ SUYU (YÜZEY SUYU) [ Surface water ] Okyanuslarda dahil, yeryüzündeki bütün sulari tanimlamakta kullanilan genis kapsamli terim. Dar anlamiyla ise akarsu yataklarinda bulunan suyu ifade eder.

YERYÜZÜNÜN IZLENMESI [ Earthwatch ] Önemli çevresel yönelimlerin saptanmasi, insan faaliyetinin çevre üzerindeki etkilerinin incelenmesi, çevreye yönelik potansiyel tehlikelerin erken uyarilarinin belirlenmesi ve dogal kaynaklarin izlenmesi için gelistirilen genis kapsamli çevre degerlendirme programi.

YESIL DEVRIM [ Green revolution ] Yogun gübre ve gelistirilmis sulama sistemi kullanimi ve özellikle bugday ve prinç gibi ürün tohumlarinin yeni çesitlerinin benimsenmesi yoluyla daha basarili tarimsal verim elde edilmesini ifade eder.

YESIK KUSAK [ Green belt ] Bir yerlesim alani çevresinde yer alan, yapilasma olmayan toprak kusagi.

YETERSIZ BESLENME [ Malnutrition ] Organizmanin varligini sürdürmesi ve büyümesi için gerekli asli metabolizma ögelerinden birinde yada birkaçinda genellikle beslenme eksikliginden kaynaklanan yetersizlik durumu.

YIKAYARAK TASFIYE [ Ekutriation ] Yüzdürme (yikama) islemi sirasinda degisik çökelme hizlarindan yararlanarak ayirma islemi.

YIKAYICI [ Scrubber ] Bir su püskürtücüsünden olusan hava kirliligi aygiti. Püskürtülen su arzu edilmeyen parçaciklarla çarpisir, onlari tutar ve emisyondan ayirir; emisyon daha sonra kirden arinmis olarak bacaya gider.

YIKAYICI [ Washer ] Toplama ortami olarak sivi ile isleyen gaz ariticisi, damlacik ayiricisi, sulu toz toplayicisi için kullanilan genel terim.

YIKINTI [ Debris ] Herhangi bir yapinin tahribi sonucunda ortaya çikan kayalarin, kerestenin, molozun, tuglalarin, taslarin vb. olusturdugu birikinti.

YILLIK BOSALTMA SINIRI [ ARL= Annual release limit ] Kirlilik kaynagindan bir yilda salinabilecek maksimum atik miktari.

YIRTICI [ Predator ] Avlanarak yasayan yaratik ve organizma. " yirtici zinciri "nde , birbirini izleyen her bir besin iliskisi kademesinde yer alan tüketici, tüketilenden genellikle daha büyük ve güçlüdür. Bu baglamda nihai yirtici, insan olmaktadir.

YINELENEN DOZ ZEHIRLILIGI [ Repeated dose toxicity ] Belli bir tahlikeye birkaç kez maruz kalmanin zehirli etkisi.

YOGUNLUK [ Density ] Bir yerin nüfusunun, yerlesim birimlerinin yada taban alaninin, toprak alani birimiyle olan ve oran olarak ifade edilen iliskisi.

YOGUNLUGA BAGLI ETKEN [ Density-dependent factor ] Tam anlamiyla etkili olabilmesi nüfus yogunluguna bagli çevre etkeni.

YOGUNLUGA BAGLI OLMAYAN ETKEN [ Density-Independent factor ] nüfus yogunluguna bagli olmadan etkisini gösteren çevre etkeni.

YONTMA (ÇENTME) [ Spalling ] Yongalar yada parçalar haline getirme.

YOSUN ÖLDÜRÜCÜ [ Algicide ] Yosunlara etkili zehirli kimyasal bir madde.

YOSUN PATLAMASI [ Algal bloom ] Su kaynaklarinin çesitli atiklar ve akintilar yoluyla besleyiciler, özellikle nitratlar ve fosfatlar yönünden zenginlesmesi sonucu içlerindeki su yosunlarinin hizla serpilip gelismesi.

YOSUNLAR [ Algae ] Tamamen yada kisman su altinda yasayan veya nemli yüzeylerde büyüyen, bazi kimyasal elemanlarin bulundugu kosullarda hizla çogalan, klorofil ve diger fotosentez pigmentleri içeren bitkiler.

YÜKSEK ENERJILI YIKAYICI [ High energy scrubber ] Kirli gazi atomize suyla temizleyen kollektör.

YÜZDÜRME [ Flotation ] Maddelerin sivi atiklardan yüzdürülerek ayrilmasina yarayan fiziko kimyasal aritma yöntemi.

YÜZER SETLER [ Floating booms ] Küçük bir alanda toplanmis yogun bir kitleyle ugrasmak, yayilmis bir kitleyle ugrasmaktan çok daha kolay oldugu için, suya yayilmis petrolü belirli bir alanda tutmak amaciyla kullanilan, çesitli maddelerden üretilebilen yüzer engeller.

YÜZEY AKTIF MADDE [ Surfactant ] Deterjanlarda kullanilan ve atik sularda bulundugunda alici ortam sularinda köpürmeye yol açan yüzey aktif bir kimyasal madde. Etkin su kirliligi nedenlerinden biridir.

YÜZEYSEL AKIS [ Runoff ] Yeryüzünde akarak yada toprak yüzeyinden sizarak yüzeydeki su olusumlariyla yeniden birlesen su ve yagmur suyu.

YÜZEYSEL AKIS EROZYONU [ Runoff erosion ] Yüzeysel akisin yol açtigi erozyon; erozyona ugrayan toprakta bitki örtüsünün yerinden sökülmesiyle sonuçlanir.

ZAR SÜZGEÇLER [ Membranes ] Suyun aritilmasinda, tuzunun giderilmesinde ve ayrica sinai süreçlerde kullanilan, zardan yapilma filtreler.

ZARARLI [ Noxious ] Fiziksel yönden zararli olumsuz etkilere sahip.

ZEHIRLI MADDELER [ Toxic substances ] Degisik biçimlerde maruz kalma sonucu zarara yol açabilen kimyasal maddeler.

ZIFT [ Bitumen ] Yüzeyleri havanin etkilerine karsi dayanikli kilmak ya da yol yüzeylerini kaplamakta kullanilan petrol kalintisi.

ZIMMERMAN ISLEMI [ ZIMPRO = Zimmerman process ] Basinç altinda, kapali bir kapta BOI-biyolojik Oksijen Ihtiyacini azaltmak için, lagim çamurunun islenmesinde kullanilan sir sulu oksitleme islemi.

ZIMPRO [ Zimmerman process ] Zimmerman islemi.

ZOOPLANKTON [ Zooplankton ] hayvansal plankton.